Ana Sayfa

Eski Sayılar

Sektörden

Kısa-Çeşit

Etkinlikler

Bankalarımız

E-Posta


Reklam Tarifesi

Okuyucu Profili

Abonelik

 

Künye

 


1.sayı 2.sayı 3.sayı 4.sayı 5.sayı
6.sayı 7.sayı 8.sayı 9.sayı 10.sayı

AKILLI KARTLAR

 

TARİHİ, GELİŞMESİ VE PİYASAYA KISA BİR BAKIŞ

 

Robin C. Townend

Başdanışman, MasterCard International

 

13 ülkenin geçen yıldaki organizasyonları sırasında, parası önceden ödenmiş olan, ulusal elektronik ödeme sistemlerini yürütmek için birtakım planlar ortaya koyup başlattılar veya duyuru yaptılar, ayrıca bunların hepsi ödeme aracı olarak akıllı kartları tercih ettiler. Şu anda dünyada 60’dan fazla PTT işletmesi zaten akıllı kartları kendi telefon şebekelerinde kullanılmak üzere piyasaya sürüyorlar ve bu eğilim halen devam ediyor. Bu yazının içeriğindeki “kısaca gözden geçirme” nin hedefi kart teknolojisi olarak akıllı kartların tercihen seçildiği parası önceden ödemeli sistemler üzerinedir. Bu senaryodaki akıllı kartlar için ticari durum mecbur ediciydi-akıllı kartların yapısal güvenliği, yaygın olarak muteberliği ve üreticilerinin toplu üretime geçişinden dolayı rekabetçi fiyatların oluşması onu çekici hale getirdi. Bu yazının konusu özetle, global gelişmeler ve uygulamaların bazılarını kapsayacaktır. Akıllı kart teknolojisinin esaslarını da kapsayacak ve genel olarak akıllı kart endüstrisi üzerine ışık tutma rolünü oynayacaktır.

 

Akıllı Kartların Gelişmesi

 

Akıllı kartlar yeni bir teknoloji değildir. 1974’de Fransız gazeteci Roland Moréno’nun akıllı kartı bulduğu kabul edilir. Bununla beraber, Almanya’dan Jargen Dethloff ve Japonya’daki Arimura Technology Institute’den Kunitaka Arimura, sırasıyla Şubat 1969 ve Mart 1970’de ilk patentleri aldılar. Moreno’nun dünya çapındaki patentleri banka tipi bir plastik kart içine bir mikrokontrolör gömme kavramını kapsıyordu. Moreno’nun görüşü şöyleydi: Bir gün hepimiz akıllı kart taşıyacaktık ve bu kart kişisel organizerin elektronik muadili olacaktı ve aynı zamanda da elektronik banka manejeri olarak iş görecekti. Kart endüstrisindeki diğer görüş sahiplerinin O’nun kavramlarını hararetle desteklemeleri sürpriz olmadı. Bu hararet Fransa’da Hükümet, mali çevreler, toplu taşım, tıp ve haberleşme sektörleri içinde tartışma başlattı ve böylece teknolojik deneyler başlamış oldu.

 

En bilinen deneme çalışmaları, bankacılık açısından bakıldığında, Carte Bancaire (Fransız Banka Kartları Grubu) tarafından 1982-1984 yılları arasında yürütülenlerdi. Fransa’nın Blois, Caen ve Lyon kentlerinde kod adı IPSO olan 3 deney yapıldı. Bu çalışmalar hem teknolojik ve hem de ekonomik geçerlilikleri açısından “canlı” ortamlarda  test edildi. Daha ileri bir hedef ise belirleyici olan bir standart tesis etmekti. Bu işin arkasında olan firmalar: Bull, Philips ve Schlumberger farklı teknik yaklaşımlar sergilediler. Bull’un CP8 microcalculator kartları Blois’de dağıtıldı, Philips Caen’de two-chip versiyonunu kullandı, Schlumberger ise Lyon’da tek kablolu mantık çipini kullandı. Denemeler birkaç önemsemeye değmez olayla birlikte teknik bir başarıydı ve değerlendirme sonuçları Carte Bancaire’nin yol alma konusunda iki karar vermesine neden oldu. İlk olarak kablolu mantık kartından yana Bull’un microcalculator’ünü seçtiler. İkinci olarak da “hybrid” kart (smart and striped) önerdiler. Bu, kartın, etrafında manyetik şerit ile dizayn edilen ve halen mevcut olan ödeme sistemleri ile uyumlu olacağı garantisini veriyordu. Değerlendirme sonucunda şu hükme varıldı ki akıllı kartların sahtekârlığı önleme potansiyeli de vardır – bu hüküm bu güne kadar doğrulanmıştır.

 

Diğer taraftan Fransa’daki bu deneyi sabırla izlemekte olan mali enstitüler vardı ve özellikle bir ülke düşünüyordu ki bu yeni teknoloji onların temel bir sorununu çözmede yardımcı olabilirdi. Bu ülke Norveç’ti. Bergen Bank liderliğinde bir konsorsiyum Oslo’nun Lilleström banliyösünde bir deney başlattı.

 

Norveç’teki problem ülke coğrafyasının çok büyük olmasından dolayı haberleşme maliyetlerinin çok yüksek olması idi. Elektronik ödemeler için on-line çözümler yüksek maliyet engeli ile karşı karşıya idi. Bu yüzden akıllı kartlar çekici geliyordu, çünkü kartlar gerekli olan emniyet işlevlerini off-line olarak yerine getiriyordu.

 

Bu denemeleri takip ederek Fransa ve Norveç bankaları akıllı kart programlarını başlattılar. Bugün bu uygulamalar akıllı kartlara dayalı bankacılık sistemlerini tüm dünyada şekillendiriyor. Bankacılık sektöründe şu anda varolan güncel ticari sıkıntılar ve haberleşme altyapısındaki aşağıdaki gelişmeler konusunda yeniden bir düşünce hasıl olmasına rağmen, Fransa’da 21 milyon, Norveç’te 1.2 milyon adet akıllı kart kullanılıyor.

 

1985’te bunu tüm dünyadaki bir denemelerle geniş bir deney periyodu takip etti:

 

*        Kanada           : Royal Bank of Canada akıllı kart kullanımı ile parola korumalı

  Şirket Para Yönetimi sistemini ortaya koydu.

 

*        Yeni Zelanda      : Asset Card Ltd. Şirketi tarafından çok-hesaplı bir kart olan

  MasterCard başlatıldı.

 

*        ABD          : MasterCard Florida ve Maryland’de EFTPOS denemelerini

  yürüttü.

 

*        İtalya         : Yerel bölge bankası Credito Valtellinese tarafından, Bormio’da

yapılan Dünya Kayak Şampiyonası’nda kullanılmak üzere Tellcard piyasaya sürüldü.

 

*        Japonya           : Birçok büyük Japon bankası birlik bankacılığı, ev bankacılığı

  ve videotext hizmetleri uygulamalarında denemelerini devam

  ettirdiler.

 

*        İsviçre        : Credit Suisse akıllı kartlar himayesinde borsa komisyonculuğu

  ve sermaye hisseleri transferi sistemini başlattı.

 

*        Hollanda           : Petrol şirketleri ile çalışmakta olan ticari bankalar North

  Brabant bölgesinde petrol kartlarını piyasaya sundular.

 

Akıllı Kartların Piyasası

 

Akıllı kart teknolojisi çerçevesinde komple bir endüstri gelişti ve bugün bu endüstride 10.000’in üzerinde insan çalışıyor ve 200’ün üzerinde satıcı, makineler ve sistemlerle ilgili akıllı kartların dünya çapında satışını yapıyor.

 

Manyetik bantlı kartlar geleneksel olarak resmen tanınmış menkul kıymet yazıcıları tarafından üretiliyor. Akıllı kartlar iki ayrı endüstri sektörünce üretilmektedir. Sadece piyasayla birlikte hareket eden geleneksel menkul kıymet yazıcıları değil, ürün yelpazesinin ve hitap ettikleri piyasanın genişletilmesinde bunu bir yol olarak gören bilgisayar ve bilgisayar parçaları imalatçıları da üretmektedir. Bu kart üreticilerinden hiçbiri gerçek çipleri yapmamalarına rağmen (bu yarı iletken üreticilerinin özel alanıdır), akıllı kart sistemlerinin kaynağı olduklarında en iyi bağlantı noktası olma eğilimindedirler. Bu kadar çok kart üreticisi seçeneğine rağmen akıllı kartlar için silikon üreten sadece birkaç yarı iletken üreticisi vardır.

 

Bugün 20’den fazla var, iki yıl önce bu sayı 6 idi, bir başka gösterge ise pazarın hızla büyümekte olduğunu işaret ediyor. Bu yarı üretken üreticilerinin her biri farklı ROM/RAM/Memory konfigürasyonlarında çipsetler ve bir on-board işletim sistemi yelpazesi (akıllı kart terminolojisinde ‘maskeler’ olarak anılır) teklif ederler. Şimdiden gelişme arzetmekte olan ikinci nesil akıllı kartlar, aynı kalıp içinde çok daha fazla hafızaya sahip olacak ve daha düşük voltajlarda çalışabilecek (tipik olarak 2.7-5.5 v arası).

 

Akıllı kartların ve gerekli altyapısının maliyeti, standartlaşmadaki yavaş adımlar ve uluslar arası anlamda, ‘kendi aralarında çalışabilme’ şeklinin olmayışı, Fransa’nın dışındaki finansal sektöre satışların sınırlanmış olduğu anlamına gelmektedir.

 

Daha önceleri, akıllı kart satıcıları bugünün manyetik bantlı kartlarından daha ileride olarak baktıkları akıllı kartların sunduğu faydalara bakarak bunların satışlarının malî sektörde olacağını garanti ediyorlar ve sonuçta topluca bu yeni teknolojiye geçişi umuyorlardı. Açıkcası beklenen böyle olmadı. Satış çabaları daha başka alanlara yönlendirildi, özelliklede haberleşme, ulaşım, tıp ve güvenlik sektörü çeverelerine.

 

Bu gelişme, akıllı kart ürünlerinin çoğalmasına neden oldu, basit hafızalı kartlardan daha sofistike mikroişlemcili kartlara kadar herbiri farklı uygulamalara intibak ettiler. Kart okuyucular, kart işletme sistemleri ve bunun gibi diğer araçlar ortaya çıktılar ve bugün potansiyel kullanıcılar geniş bir üretici ve ekipman yelpazesinden seçim yapabilme imkânına sahiptirler. Bu, olası kullanıcılara ilâve bir problem getirdi: ürünlerin büyük bir çoğunluğu birbirleri ile uyumlu değildi. Üreticiler ve ödeme yapan kurumlar bugün bu problemi kabul etmiş durumdadırlar ve çözmeye çalışmaktadırlar.

 

Bugün, hemen hemen bütün endüstrileşmiş ülkelerin akıllı kart uygulamaları vardır veya bütün sektörlerde bu konuda deneyler yapılmaktadır. Endüstri alanındaki eleştirmenlerin iddialarına göre akıllı kartların dünya çapındaki satışları 1994 yılında 350 milyonun üzerindedir. Bu, nominal değerde piyasanın olgunlaştığını ifade eder ancak iddialar bir görüş öne sürebilmek için bazı analizleri gerektirir.

 

Satışların %90’ın üzerinde büyük bir çoğunluğu tek fonksiyonlu önceden ödemeli uygulamalarda, özelliklede umumi telefonların kullanımında gerçekleşti. Bu sözde akıllı kartlar, mikroişlemci esasına dayanmıyordu, bunlar pasif hafıza kartlarıydı ve mikroçipe yapılandırılmış kablolu mantıkla çalışıyordu. Bu teknoloji; Fransız, Alman ve dünyadaki diğer 60 PTT’nin umumi telefon şebekelerine uygulandı.

 

Başka bir platform da – ‘ofis destek’ sistemlerinde – akıllı kartlar “giriş kontrol sistemi cihazı” olarak geliştirildi. Kart, binaları ve/veya bilgisayar sistemlerini koruyan güvenlik siteminin ayrılmaz bir parçasıdır. Şebekelere ve servislere şartlı giriş akıllı kart tarafından kontrol edilir. Akıllı kart kullanımına dayalı Şirket Nakit Yönetimi ve ev bankacılığı sistemleri şu anda çok yaygındırlar. Binaların içine veya civarına girişte konrol amacıyla akıllı kartların kullanıldığı sözde “akıllı binalar” da diğer kullanım alanlarıdır.

 

Akıllı kartlar konusundaki önceki çalışmalar bugün hala gerçeği muhafaza eden teknolojiye dair bazı sonuçları şekillendirdi:

 

*        Manyetik bant teknolojisinin emniyet ve bilgi depolama konularında sınırlamaları vardır. Gerçekten manyetik kartların, kredi kartları endüstrisinde gerçekten çok kötü bir hilekârlık biçimi olan sahtekârlığa karşı emniyetli olma geyreti sonuçta başarısız oluyor ve endüstrinin bu hilekârlıklardan doğan kayıpları büyüyor.

 

*        Akıllı kartları topluca piyasaya sürmek için bunların tüm cihazlarla uyumlu olmaları gerekmektedir. Tüccarlar satış noktalarında bulundurdukları satış noktası cihazlarının, müşteriden kabul ettikleri kartlar ile işlevlerini yerine getireceğine dair teminat isterler. ISO standartları geliştirilirken akıllı kartlar için uluslararası standartlar konuldu, çünki tüm cihazlarla uyumlu çalışabilmeleri için birçok bilginin belirtilmesi gerekiyordu. Bu hususta, MasterCard, VISA ce EuroPay ödeme kartları endüstrisindeki spekleri belirlemek amacıyla bir ‘ortak çalışma grubu’ nu devreye soktular.

 

*        Akıllı kartlar manyetik bantlı kartlara göre çok pahalıdırlar, en azından kesin ve katı satın alma fiyatları göz önüne alınırsa. Fiyatlarının düşüyor ve işlevlerinin artıyor olmasına rağmen akıllı kartların manyetik bantlı kartlar kadar ucuzlayacağını beklemek büyük ihtimalle olasılık dışıdır.

 

*        Manyetik bantlar için mevcut yatırımlar varken bunun yerine akıllı kartlara kitle halinde geçiş yapmak uzunca bir zaman alacaktır. Özellikle işin ticari açısından bu doğrudur, akıllı kartları okumaya elverişli hale getirilmesi gereken ya da getirilmesi zorunluluğunda olan dünya çapında 5 milyonun üzerinde bir terminal makine nüfusunun bulunduğu ortamda, değer olarak düşük olan parkmetreler, çamaşırhaneler ve gazete standları gibi parası önceden ödenmiş kartların kullanıldığı kart kabul cihazlarına da ihtiyaç olacağı unutulmamalıdır.

 

Ama akıllı kartlar:

 

*        Hem kartın güvenirliğini hem de sahibinin doğru kişiliğini sağlamada yüksek bir güvenirliğe sahiptirler. Akıllı kartların devamlı artmakta olan becerileri süper güvenlik mekanizması sağlayarak genel çözüm düzenlemesine ve dinamik güvenirliğe imkân verecektir. Buna ilâve olarak da akıllı kartların işlem gücü PIN (Personal Identification Number – Kişisel Kimlik Numarası) tanımada ve kimliğin biometrik metodlarına geçişte kolaylık sağlayacaktır.

 

*        Maliyet tasarrufu ve yeni gelir akımları sağlayan çoklu uygulamaları destekler. Buna rağmen, kartları piyasaya sürenler ve bunların üreticileri aynı kart üzerine çoklu uygulamalar koymaktan doğan özel sürümlerle başa çıkmak zorundadırlar.

 

*        Şebeke haberleşmesinin (on-line) tesis edilemediği veya böyle bir tesisin maliyeti etkilediği endüstrilerde ve böylesi bir durum arz edecek olan bir çok önceden ödemeli uygulamalarda ve şebeke haberleşmesinin güvensiz ya da çok pahalı olduğu coğrafi bölgelerde kart kullanımına imkân verir ve şebekeye bağlı olmadan (off-line) emniyetli bir şekilde çalışır.

 

…..ve en önemlisi, teknoloji gelecek nesil finansal işlem kartları olarak tanınır.

 

1.sayı 2.sayı 3.sayı 4.sayı 5.sayı
6.sayı 7.sayı 8.sayı 9.sayı 10.sayı

 



 

Anasayfa/Eski Sayılar/Sektörden/Kısa-Çeşit/Etkinlikler/Bankalarımız/

E-posta

Reklam Tarifesi/Okuyucu Profili/Abonelik/Künye