Ana Sayfa

Eski Sayılar

Sektörden

Kısa-Çeşit

Etkinlikler

Bankalarımız

E-Posta


Reklam Tarifesi

Okuyucu Profili

Abonelik

 

Künye

 


1.sayı 2.sayı 3.sayı 4.sayı 5.sayı
6.sayı 7.sayı 8.sayı 9.sayı 10.sayı

 

KISA-KISA

 

AVRUPA BİRLİĞİ PARA AKLAMAYA KARŞI ANLAŞMA SAĞLADI

 

Avrupa Birliği Maliye Bakanları, para aklamaya karşıtı olan AB yasasını daha da sertleştirme kararı aldılar. Bakanlar, mevcut para aklama yasasının kapsamını bankaların dışında, avukatlar ve muhasebeciler gibi bir çok meslekleri de kapsayacak şekilde genişleten bir teklifte bulundular.

 

Yasalaşmadan önce Avrupa Parlamentosunun onayını gerektiren bu önerilen yeni kurallara göre, yukarıda adı geçen mesleklerden olanların da para aklanması gibi bir durumdan şüphelendiklerinde rapor vermelerini mecbur kılıyor. Teklif, para aklanmasının yasaklanması kapsamındaki faaliyetleri de genişletiyor.

 

İç Piyasa Komisyonu üyesi Frits Bolkestein, “Faaliyet alanı dikkati çekecek ölçüde genişletildi,” diyor. “Bu, Komisyonun kirli para ile olan mücadelesini güçlendirmiştir.”

 

Almanya, İtalya ve bazı ülkeler avukat-müvekkil gizliliğine zarar vereceği korkusuyla yeni hükümlere karşı çıkıyorlar. Bu ülkeler diğer ülkelerin, avukatların müvekkillerinin suçtan yargılanmaları sırasında elde edilen bilgilerin  verilmesinin istisna olmasına razı olduktan sonra imza koydular.

 

Bolkesten’in dediğine göre, noterler, muhasebeciler ve diğer yasal bağımsız mesleklerden olanlar, işlemlerin planlanması ya da icrası sırasında müvekkillerine yardımcı olduklarında, müvekkillerinin paralarının yönetimi ile ilgili olduklarında, veya bir finansal işlemde veya bir gayrimenkul işleminde müvekkilleri adına hareket ettiklerinde yeni hükümlerin genişlettiği faaliyet alanına dahil olacaklar.

 

IDC: ELEKTRONİK FATURA SUNUMU VE ÖDENMESİ BUGÜN BANKALAR İÇİN REKABETÇİ BİR ZORUNLULUK

 

Elektronik fatura ödemeleri 2000 yılındaki %1’lik orandan 2004 yılında %14’e yükselecek. Elektronik fatura sunumu ve ödenmesi (EFSÖ) hizmetleri, bankalar için diğerlerinden farklılaştıran rekabetçi durumdan bir rekabetçi gereklilik durumuna geçiştir. IDC, U.S.’e göre, finansal hizmet sağlayıcıları müşteri ilişkilerini canlı tutabilmek için EFSÖ’ye yatırım yapmalıdırlar.

 

IDC’nin araştırma bölümü eBusiness Advisory’nin direktörü Ian Rubin, “Finansal hizmet firmaları, genelde düşük maliyetli ürünler veya yenilikçi katma değer hizmetleri sunarak müşteri ilişkilerinde çok ileri gitmekte olan kusursuz internet işyerlerinin kuşatması altındadırlar,” diyor. “Bankaların çoğu online hizmetler sunarken ve online bankacılığın gelişmesini benimserken, bunların rekabetçi kalabilmek için elektronik fatura sunmaya ve ödemeye gereksinimi vardır. Bu tür bir sunum, hem fatura ihraç eden hem de ödeyen müşterilerle olan ilişkileri sağlamlaştıracaktır.”

 

IDC’nin tahminlerine göre, 2004 yılına kadar ABD bankalarının %40’ı 3-9.9 milyar dolar aktifle EFSÖ sunumu yapacak. Bankalar arasındaki bu yüzde oranı, daha yüksek bir aktifle dramatik bir şekilde artıyor.

 

GEMPLUS’TAN YENİ AKILLI KART ÇÖZÜMÜ: GemSAFE™Thin Client

 

Akıllı kart çözümleri sunmada başta gelen kuruluşlardan biri olan Gemplus, Florida’daki “Yeniliklere Giriş” sergisinde piyasanın yenisi olan ve Citrix® MetaFrame yazılımı için geliştirilen GemSAFE™ Thin Client adlı uygulamasını tanıttı. Bu uygulama, düşük maliyetli thin client cihazlarında akıllı kart esasına dayanan doğrulama işlemlerine olanak tanıyor. GemSAFE™ Thin Client, güvenlik endişelerini en aza indiriyor, böylece thin client cihazlarının daha geniş bir şekilde uygulanmasını ve bilgi paylaşımını ve web tabanlı uygulamaları kolaylaştırarak TCO’yu (Total Cost of Ownership) azaltıyor.

 

Gemplus’tan, yatırımlar ve güvenlik grubu başkan yardımcısı Donna Jeker, “GemSAFE™ Thin Client’ın geliştirilmesi, bizim akıllı kart endüstrisindeki teknoloji liderliğimizin ve piyasa hakimiyetimizin bir kanıtıdır,” diyor. “Bunun da ötesinde GemSAFE™ Thin Client, kurum altyapısı boyunca işyerinizin güvenliği sağlama taahhüdümüzü de sağlamlaştırıyor.”

 

Microsoft Windows® 2000, akıllı kart uygulamalarını destekler şekilde üretilmiş olmasına rağmen, bu destek henüz thin client için genişletilmiş değil. GemSAFE™ Thin Client, güvenli ağ, web ve e-posta erişimi, dijital kimlik, fiziki güvenlik ve değer (para) yükleme gibi çeşitli işyeri uygulamalarında güvenli ve geri çevrilemez bir doğrulama sağlamak için public key altyapısını kullanıyor.

 

Citrix’in anlaşmalar direktörü Bruce Cabral, “Gemplus teknolojisi, popülerliği giderek artmakta olan thin client cihazlarında Citrix MetaFrame yazılımı kullanıcısı olanlara akıllı kart uygulamalarında ek güvenlik sunuyor,” diyor. “Citrix ICA® teknolojisinin kendine özgü güvenliği, sunucu tabanlı uygulamalarda, Gemplus’un sağladığı kullanıcı doğrulaması/onaylaması ile kombine olarak müşterilerimizin ağ üzerindeki uygulamalarında gizliliği koruma altına alıyor.”

 

GemSAFE™ Thin Client, çok geniş ölçüde güvenlik uygulamalarına olanak tanıyor ve kullanıcıları seferi durumda olup değişik yerlerden giriş yapan kurumlara güçlü sinerjiler yaratıyor. Bu gruba dahil olanlar; belli başlı hastanelerde hasta kayıtlarını kontrol eden doktorlar, kioskları kullanan öğrenciler ve çok çeşitli bürolarda çalışan devlet dairesi ve kredi kooperatifleri çalışanları.

 

KEYWARE’DEN  AKILLI KARTLARA BIOMETRİ GÜVENLİĞİ

 

Başta gelen biyometrik tanıma çözümleri sağlayıcısı Keyware, LBV (Layered Biometric Verification) Smart Card Tool Kit® adlı ürününü tanıttı. Bu ürün, akıllı kart uygulamalarını geliştirme çalışmaları yapanlara ve büyük akıllı kart üreticilerine biyometrik tanıma çözümleri dahilinde akıllı kartlardan yararlanma olanağı sağlıyor.

 

LBV Smart Card Tool Kit®, akıllı kart güvenliği modellerinde, aynı zamanda bir merkezi doğrulama sunucusundan da idare edilebilen hızlı biyometrik doğrulama entegrasyonu sağlıyor. Entegratörler, akıllı kart çözümlerine biyometri teknolojisini ekleyerek, kartların ve kart kullanıcıların güvenliğini geliştiriyorlar, bu sayede kart üreten kurumlar ve kart kullanıcıları yüksek oranda bir rahatlığın nimetlerinden yararlanıyorlar.

 

Biyometri teknolojisinin bir akıllı karta eklenmesi kartın güvenliğini büyük ölçüde artırıyor. Parmak izi, ses tanıma, yüz tanıma, iris tanıma ve el geometrisi gibi özellikler biyometrik örnekler olarak verilebilir. Adı geçen özellikler kişiye özel olup herhangi bir sahtekâr tarafından PIN yada parola olarak kopyalanamaz. Birden fazla biyometrik tanımlayıcının kullanılması halinde ise, sahte kabul oranları ve bunun yanında sahte geri çevirme oranları da çarpıcı bir şekilde düşer.

 

Akıllı kart üzerine yerleştirilmiş olan biyometrik bilgi, son kullanıcıya kendi biyo kimliğini taşıma olanağı tanıyor. Kart sahibi kendi biyo-verisini (parmak izi, ses ve/veya yüz) kaydediyor ve bu bilgi kart üzerinde şifrelenmiş ve depolanmış bir numara yaratan bir algoritma içinden geçiyor. Doğrulama işlemi, kar üzerinde depolanmış olan biyometrik şablon ile her bir işlemde elde edilecek olan canlı biyometrik veri ile karşılaştırma yapmak suretiyle yerine getiriliyor. Kullanıcı kartını bu bilgilerle birlikte saklıyor ve gerektiğinde kullanıyor. Kullanıcı, kendi kişisel biyometrik bilgisini komple kontrolü altında tutuyor. Kart çalındığında veya kaybedildiğinde başka birisi tarafından kullanılamıyor.

 

Bir akıllı kart, bir çok amaca hizmet etmek için kullanılabilir. Örneğin, bir akıllı kart sistemi ses gibi tek bir biyometrik özellik kullanılarak bir binaya giriş için kullanılabilir. Akıllı kart sistemi, bina dahilindeki bir bilgisayar işlemleri odasına giriş için bir biyometrik özellik olan sesin yanında bir de PIN numarası isteyebilir. Aynı akıllı kart sistemi, uzaktan erişim için bir doğrulama gerektiğinde, daha yüksek bir güvenlik prosedürü gerektirebilir ve bunun için kullanıcının kendi akıllı kartını, bir biyometrisini ve dijital sertifikasını sağlamasını isteyebilir. Bir akıllı kart; parola, PIN ve dijital sertifika gibi diğer doğrulama elemanlarındaki tüm biyometrik bilgiyi de üzerinde taşıyabilir.

 

JAPON BANKALARI BİRLEŞMEYE HAZIRLANIYOR

NewsEdge Corporation

 

Başlıca üç Japon bankası, Nisan 2002 olarak belirlenen birleşme tarihinden sonra bir holding firması kuracaklarını açıkladılar.

 

Sanwa Bank Ltd., Tokai Bank Ltd. ve Toyo Trust and Banking Co. adlarındaki bankalar bir holding firması altında işbirliği yapacaklar. Bu firmanın adı United Financial of Japan veya UFJ Group adını alacak.

 

UFJ Group, önümüzdeki ilkbaharda Osaka’da kurululacak ve Japonya’nın diğer bankacılık grupları olan Mizuho Financial Group, Sumitomo Mitsui Banking Corp. ve Mitsubishi Tokyo Financial Group ile rekabet edecek.

 

Sanwa Bank başkanı Kaneo Muromachi’ye göre bu yeni finansal gurubun gücü, Japonya’nın en büyük üç ticari alanı olan Tokyo, Osaka ve Nagoya merkezli işyerleri ile yapılacak bireysel bankacılık hizmetlerinde ortaya çıkacak. Üç banka kendilerine ait olan menkul kıymetler toptan satışları, menkul kıymetler yatırım ortaklığı ve yatırım danışmanlığı ünitelerini entegre etmeyi planlıyorlar. Bunların bireysel menkul kıymetler üyeleri olan Tsubasa Securities Co. ve Tokai Tokyo Securities Co. şimdilik ayrı durumda olacaklar.

 

UFJ Group bünyesinde gurubun operasyonlarını yönetecek olan 500 kişi çalışacak. UFJ Holdings için atanacak olan 12 direktör içinden, aralarında Toyota Motor Corp. yönetim kurulu başkanı Hiroshi Okuda’nın da bulunduğu dört kişi dahili direktörler olacak.

 

UFJ Group, Mart 2006 mali yılı itibariyle gurup net kârının 500 milyar yen (4.6 milyar dolar) olacağını tahmin ediyor.

 

EN İYİ 10 INTERNET BANKACILIĞI DÜŞÜNCESİ

 

1’e 1 pazarlamanın lideri olan INSIDE 1to1, kendi haber bültenlerini takip eden okuyucularından 1’e 1 internet bankacılığının en iyi nasıl çalışması gerektiğine dair en iyi düşüncelerini göndermelerini istedi. ABD’de ve Rusya, Avustralya, Güney Afrika ve Şili gibi dünyanın çeşitli ülkelerinde bulunan tüm okuyucular, bağlılığın yapılandırılmasına yardım edecek olan müşteri-hizmet gelişimi için en iyi önerilerini gönderdiler.

 

Bankaların çoğu zaten hesap bakiyesinin gözlenmesi ve ödemeler ve transferler yapabilme gibi online bankacılık özellikleri sunuyorlar. Ancak bu “standart” özelliklerin de ötesinde okuyucular, bankaların gerçek 1’e 1 müşteri ilişkileri yapılandırabilmeleri için birtakım gerçek yenilikler önerdiler. Bu alanda, ABD’nin uluslar arası dostlarından bazıları bir hayli önde gidiyor – Finlandiya’daki okuyucuların çoğu, çek yazmayı büyük ölçüde tarihte bir olay haline getiren akıllı kartlardan bahsediyorlar.

 

Yaklaşık 250 dolayında görüş bildirildi. Bunların içinden iki tanesi ‘en iyi on’ listesine giremedi, ama okuyucunun yaratıcılığını gösteren ‘mansiyon’ almaya hak kazandı. Bazı okuyucular müşterilere, online “dijital nakit” harcamaları yapma olanağı olan yerlerde banka hesaplarından düşülmek üzere “e-cüzdan” verilmesini önerdiler. Müşterilere haberleşeceği kişiyi – erkek veya kadın, yaşlı veya genç - seçme olanağı veren sanal gerçek-bankacılık kiosku düşüncesini de beğendik.

 

İşte INSIDE 1to1 okuyucularının gönderdiği 1’e 1 internet bankacılığı için en iyi 10 düşünce:

 

1.        Müşterilere; amaca, kategoriye, veya vergi indirimi olasılığına göre işlemlerini izleyebilecekleri bir online kişisel finans programı verin. Bu, onlara bilanço özetleri hazırlayabilme olanağı vermelidir, ve finansal rasyolarını ve aktiflerini diğer müşterilerle karşılaştırarak onlara kişisel finansal durumlarına dair belirli bir miktarda “otomatik tavsiye” bile verebilmelidir.

 

2.        IRS (Internal Revenue Service = Federal Vergileri toplayan daire) vergi formlarını online olarak yollayın. Müşterilerin ihtiyaçları doğrultusunda, onları yeni yada düzeltilmiş vergi yasaları konusunda bilgilendirin. Eğer olasılığı varsa, zaten müşterinin banka hesap kayıtlarında mevcut olan bilgileri kullanarak bu vergi formlarını tamamlayın.

 

 

3.        Borçlanma sürecinin tamamını – yeni bir araba ya da ev için – online olarak bildirin. Ödemeler için bir online hesap makinesi sunun ve gayrimenkul ajanslarına, ev ve otomobil sigortacılarına ve taşıyıcılara ulaştıran linkler temin edin. Online fatura kesenlere yeni ev adresini bildirin. Diğer bir ifadeyle, müşteriye  yeniden yerleşim sorunu için entegre bir çözümle yaklaşın.

 

4.        Bir hesap kurulumu için ücretsiz, özel, extranet siteleri sağlayın. Siteler,  ipotek yönetimi, otomobil, sağlık, ev sigortası, eğitime dair borçlanmalar ve tasarruf planları sayfalarına ağırlık vermelidir.

 

5.        Online bir bankacılık okuluna sponsor olun. Bu sayede çocuklar bir çek defterinin denkleştirilmesi gibi işlemlerin nasıl yönetileceğini öğrenirler.

 

6.        VIP müşterilerinize avuç içi tipinde bir bilgisayar verin ki dünyanın herhangi bir yerindeyken bankacılık bilgilerine gerçek zamanlı olarak erişebilsinler.

 

7.        Müşterilerinize, ücretsiz internet erişimi ile birlikte bir kişisel bilgisayar, veya bir “akıllı telefon” sunun. Bu sayede onlar, bir akıllı kart üzerine elektronik nakit transferi yapabilsinler – aslında bu onlara evleri içinde bir kişisel ATM temin etmektir.

 

8.        Müşterilere, faturalarını – e-posta ile - ödemeleri seçeneği tanıyın.

 

9.        Bir çekin karşılıksız çıkması tehlikesi karşısında veya hesap bakiyesi tehlikeli bir biçimde düşük olduğunda, müşterileri e-posta veya çağrı cihazlarına gerçek zamanlı mesaj göndererek bilgilendiriniz.

 

10.     Müşterilerin kendi kişisel mali durumlarını analiz etmelerinde yardımcı olmaları için finans maliye uzmanları ile online sohbet veya konferans seminerleri düzenleyin. Yandaş borsacılar, sigorta acentaları ve muhasebecilere ulaştıran Web linkleri sağlayın.

 

GELECEĞİN EN İYİ İŞLERİ

 

Bankacılık devrimi sadece büyük bankalar için gerçekleşmiyor. Dünyadaki küçük bankalar da bazı radikal değişikliklere tabi oluyorlar; yeni rekabet ve teknoloji, denetimin kalkması, ve küreselleşme.

 

1001-2000 dünya bankaları listesindeki bankaların çoğu bazı gözlemciler tarafından küresel gelişmelerle göğüs göğüse savaşın dışında kalıyormuş gibi hissediliyorken, hangi diyarda ya da hangi çapta olursa olsun mevcut trendin istisnası olmak bankalar için akılsızlık olacaktır.

 

The Banker’in 1000 listesinin ikincisinde, hiç şüpheye yer yok ki, Temmuz sayısındaki zirvedeki 1000 dünya bankası listesinde 199 bankasıyla yer alan dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD bankalarının hakimiyeti vardır. 1001-2000 listesinde yer alan 592 ABD bankası ise bölgesel ya da yöresel bankalardır, ancak yeni bilgi çağı müşteriyi ürünlerden daha çok yararlanıldığı ve kârların daha rasyonel olduğu bir çevrede alış veriş yapabilme olanağı gibi bir silahla donatırken bu kurumlar baskı altında kalıyorlar.

 

Donaltson, Lufkin & Jenrette (DLJ)’in yeni raporu dikkat çekiyor: “Finansal hizmetler reformu ile birlikte internet, daha rekabetçi olarak fiyatlandırılmış FDIC (Federal Deposit Insurance Corporation = Federal Mevduat Sigortası Kurumu) tarafından sigortalı mevduat hesaplarını kendilerinin pazarlamaları aracılığıyla tüketici tasarruflarından büyük ölçüde bir pay kapmaya hevesli olan yeni oyuncuların – Merill Lynch, American Express, E*Trade - katılımını da kolaylaştırıyor. Bu oyuncuların çoğu; en üstün ölçek, satış ve pazarlama uzmanlığı, ulusal imtiyaz ve yurt çapında tanınan marka ile donanmış olarak geliyorlar.”

 

Bölgesel bankaların başarı şanslarını gözden geçiren DLJ raporu şunları da kapsıyor: “İnternet ve finansal hizmetler reformu, olasılıkla bankacılık işindeki rekabetçi gerilimi dramatik bir şekilde yükseltecek ikili bir güç paketi oluşturuyorlar. Bu mantığın oldukça zorlayıcı olduğuna inanıyoruz. Bu, bizim bölgesel bankacılık işi üzerindeki daha kötümser olan tavrımızın kökeninde yatmaktadır. Bununla birlikte bu, bankacılık ve finansal hizmetler işlerindeki beklenmedik bir gelişme saydığımız erken nöbet değişimidir. Bütün bankaların kaybedenlerden olacağı sonucuna varmak tümüyle haklı ve gerçek değildir – kaybedenlerin, kazananlardan daha çok olabileceğine rağmen. Bununla birlikte açık bir şekilde rekabeti artırma eğilimleri, düşük kâr marjları ve fiziki alt yapının hızla azalan değeri olasılıkla geri döndürülemez ve bunlar ABD’deki, hattâ herhangi bir yerdeki sıradan bir bölgesel bankanın gerçek değeri aleyhinde çalışmaktadır.

 

Bütün bankaların kaybedenler arasında olmasına gerek yoktur, ama internet ve diğer teknoloji, yatırım yapmada istekli olanlara hızlı ve verimli kârlar için mükemmel bir potansiyel ve belki de rakiplerinden daha avantajlı olma olanağı sunuyor. ABD’de veya herhangi bir yerde, internetin gücü ile buna ilişkin teknolojiyi harmanlamak isteyenler, yatırımlarına kârlı bir şekilde itici güç katacaklardır. Büyük bankalar arasında yer alan Wells Fargo, çapraz satış rasyolarını, müşteri tutabilme ve kârlılığı online kanalı sayesinde geliştirebilmiştir.

 

Küçük ABD bankaları, bu listede yer alanlar, değişip hayatta kalmaları için aynı sorunlarla karşı karşıya gelmekten ve savaşta yer almaktan kendilerini alamayacaklar. Halâ sessiz kalmak bir çözüm değil. Alman tasarruf bankaları ve tasarruf sandıkları (Sparkassen), bir yandan ilk 1000 listesinde 50 kurumla yer alırken diğer yandan bu listede 113 kurumla  çoğunluğu oluşturuyorlar. 1998’de Alman tasarruf bankalarındaki toplam mevduatın %62’si belediyelerin hesapları olup neredeyse ülkedeki toplam bireysel mevduatın yarısını oluşturuyordu. Ve Brüksel merkezli European Savings Banks Group’a göre, tasarruf sandıkları ve federal devlet bankaları (Landesbanken), 1996 ve 1997 yıllarında yaklaşık 4.6 milyar dolar vergi, ya da ülkedeki kredi sektörü tarafından ödenen toplam kurumlar vergisi hacminin hemen hemen yarısını ödediler.

 

580 tene tasarruf sandığı, hiç şüpheye yer yok ki Almanya’nın bir ölçüde parçalanmış bankacılık sisteminin önemli bir bölümünü teşkil ediyor, ancak bunların başarı şansları nedir? Rasyonalizasyon ve konsolidasyon başlıca küresel eğilim gibi görünürken, gelecekte halâ 580 Alman tasarruf bankasına ihtiyaç olması devam edecek midir? Bunu, Deutscher Sparkassen und Giroverband (DSGV = Alman Tasarruflar Gurubu ) yönetim kurulu üyesi Dr. Holger Berndt’e The Banker kanalıyla sorduğumuzda, kendinden emin bir şekilde gelecek beş yılda 500’ün üzerinde tasarruf sandığının varlığını sürdüreceğini söyledi. “Mevcut sistem çalışıyor, konsolidasyon gereksiz” diye ekledi.

 

Almanya, İspanya ve İtalya gibi ülkelerde çok sayıda tasarruf kurumları olmasına rağmen, Dr. Berndt ve onun gibiler tasarruf bankaları modeline ve onların mazisi uzun müşteriye yakın temas geleneğine ve yerel yönlendirmeye çok güveniyorlar. Berlin’de düzenlenen son 19uncu Dünya Tasarruf Bankaları Kongresi’nde, 87 ülkenin üyeleri vatandaşların finansal endişelerine hitap etmede ve toplumsal sorumlulukla hareket etmede tasarruf bankalarının rolünü vurguladılar. Kongrenin “Küresel düşün, yerel davran ve uluslar arası işbirliği yap” şeklindeki özdeyişi, açık bir şekilde WSBI’ın (World Sawings Banks Institute = Dünya Tasarruf Bankaları Enstitüsü) misyonunu resmediyor ve küçük/orta ölçekli yatırımlar ve üyelik kanalıyla kamu kesimine kredi açma konusuna kesin bir odaklanma var.

 

Ancak, dünyadaki tasarruf bankalarının mevcut yapılarını koruyup koruyamayacakları, makul kârlar elde edip edemeyecekleri ve piyasa paylarını koruyup koruyamayacakları kritik bir sorundur. Piyasaların çoğunda, örneğin batı Avrupa’da, tıpkı İngiltere’de olduğu gibi mesleğin yenisi bir kurum cari hesap üzerinden faiz teklif ettiğinde tasarrufların yerleşik tasarruf kurumlarından uzaklaşmasına neden olabiliyor.

 

Hızla değişen dünyada, tasarruf bankaları yeniler karşısında oldukça savunmasız bir durumdadırlar ve Dr. Berndt’in tasarruf sandıklarının çoğunun uzun ömürlülüğü konusunda emin olması bir gerçekten ziyade fazlaca bir hüsnü kuruntu olabilir. Buna rağmen, WSBI başkanı Chris de Noose, gelişen dünyada tasarruf bankalarının yerel yaklaşımının, yatırım akışının yeniden yönlendirilmesi gibi küreselleşmenin dezavantajlarına karşı denge kurmada katkısı olduğuna dikkat çekiyor. “Tasarruf bankaları, uluslar arası yatırımcıların karamsarlıklarına göğüs germek için güçlü bir tasarruf tabanı yaratmaya çalışıyorlar. Dahası, mikro-kredi programları aracılığı ile üyelerimiz, toplumun en fakiri olan kişilere ekonomik yaşantılarının kontrol altına alınmasında yardımcı oluyorlar.” 1001-2000 listesindeki bankaların Tier-1 sermayeleri 138-25 milyon dolar arasında değişiyor. Bunlar, herhangi bir standarda göre büyük bankalar değiller, ama küresel bankacılık sistemi içinde de küçük bankalar değillerdir.

 

Bunlar, dünyadaki bölgesel ve yerel bankaların özünü temsil ediyorlar ancak başlıca değerlendirme kuruluşları tarafından hepsi kapsam dahiline alınmıyorlar, çok az sayıda bir kısmı listeleniyorlar. Gerçekten de bunların çoğunun sahipleri çok farklı kazanç gereksinimleri olan yerel otoriteler ya da örgütler. Ancak, bir yandan büyüklük derecesi her şey değilken ve tasarruf sandıkları gibi bankalar yerel topluma hizmet götürme düşüncesi ile düşük kârlarla tatmin olabiliyorlarken, bu küçük bankalar diğer yandan geçmişte yaptıkları gibi piyasaları kontrolleri altında tutamazlar.

 

Günümüzün tüketicisi, çok güçlü durumda ve bankacılık tarihinin hiçbir döneminde görülmemiş bir şekilde finansal alternatifler arama şansına sahip. Bankalar, artık kendi koşullarını dikte ettiremiyorlar ve bir banka, küçük ya da büyük olması fark etmiyor, açık bir görüş ve stratejiye sahip olmadıkça müşteriler başka yerlere hareket edeceklerdir.

 

1001-2000 listesinde yer alan bankalar özellikle savunmasızdırlar ve zarar görme tehlikesi ile karşı karşıyadırlar – değişmeye ve güçlerini geliştirmeye gereksinimleri vardır. Bu olmadığında ise hayatta kalamazlar.

 

BİRLEŞMELERİN NEREDEYSE YARISINDAN FAZLASI BAŞARISIZ

PRNewswire

 

Küresel bir yönetim ve danışmanlık firması olan A.T. Kearney’in (www.atkearney.com) danışmanları tarafından yazılan yeni bir kitaba göre, birleşmelerin yarısından fazlası - %58 – başarmaya koyuldukları hedefleri tutturmada başarısız oluyorlar. Aslında, maliyet indirimi ve kısa vadeli gelir büyümesi üzerine odaklanmış olan ele geçirici durumdaki firmalar, gerçekten de hem hisse senedi fiyatlarında hem de kârlılıkta değerleri yıpratmış durumdalar.

 

Bunun karşıtı olarak, A.T. Kearney’in danışmanları ve “After the Merger: Seven Rules for Successful Post-Merger Integration = Birleşmeden Sonra: Birleşme Sonrasındaki Başarılı Entegrasyonun Yedi Kuralı” kitabının yazarları olan Max M. Habeck, Fritz Kroeger ve Michael R. Traem’e göre ise, açık bir büyüme vizyonu ve hızlı bir entegrasyon için ayrıntılı bir stratejiye sahip olanlar, iki yıl sonra hissedar kârlarını ortalama %25 artırdılar. Kitap, Financial Times/Prentice Hall tarafından yayınlanarak iş kitapları satan kitapçılarda satışa sunuldu.

 

Yazarların iddiasına göre, geçmişin başarılı birleşme modeli; hissedarların ve piyasaların büyüme için yeni ürünler araması, yeni teknolojilerin kullanılmasında önemli bir sıçrama, birleşmiş yapıdan gelen yeni müşteriler ve hatta yeni endüstriler ile yeniden biçimlendirildi. Değerleri yıpratmış olan firmalar, çapraz satış ve araştırma/geliştirme konularındaki bilgi paylaşımı gibi atılımcı büyüme fırsatlarını görmezlikten geldiler.

 

Kitapları için yapmış oldukları araştırmada yazarlar, hissedarların ve piyasanın beklentilerini karşılamak amacıyla stratejik olarak birleşen firmalar için en iyi pratikleri belirlemek amacıyla 1993-1996 arasında gerçekleşen 115 birleşmenin 24 aylık sonuçlarını incelediler.

 

Dusseldorf’taki A.T. Kearney’in başkan yardımcısı Habeck, “Araştırma kapsamındaki firmaların %57’sinde, hissedar değeri düşüşüne ek olarak kârlılık da hayret edilecek bir şekilde aşağı gitti. Bunlardan %14’ü herhangi bir değişiklik görmediler,  ve sadece üçte biri kârlılıkta yükselme görebildiler,” diyor.

 

Birleşmelerin sayısı dünya çapında yaklaşık %30 artarken ve ortalama anlaşma hacmi 100 milyon dolardan fazla olurken, bunların kaderi birleşmeyle ilgili olan CEO’ların elindedir.

 

Yedi Kural

 

1.        Özenli bir çalışma sayesinde ortaya çıkmış olan açık ve gerçekçi bir vizyon ile birleşme sonrası entegrasyonu yönlendirin.

2.        Anlaşma varmadan önce, liderliği asıl sorun olarak ele alın. Hiçbir zaman hiçbir boşluğa yer vermeyin.

3.        Büyüme üzerine odaklanın, verimlilik sinerjileri üzerine değil.

4.        Erken kazanımlar yapın. Sonuçları alın ve haberleşin – somut ve olumlu hareketlerde bulunun.

5.        Ele geçiren firmanın, ele geçirilen firmanın kültürüne zorla etki etmesi her zaman bir seçenek değildir. Her zaman için, kültürleri birleştirmek ya da ayrı ayrı kalmalarına izin vermek sıklıkla daha uygun bir davranıştır.

6.        İletişiminizi, zamanlama ve hedefe göre planlayın, etkin bir şekilde izlenimler elde edin.

7.        Projelere öncelik verin, sonra da riskleri tarif edin, sınıflandırın ve benimseyin, ve bunu sürekli yapın.

 

1992’den beri ele geçirilen 110 firmanın birleşme sonrasındaki entegrasyonunda ünlenen   Tyco International Inc.’in başkanı ve CEO’ su  L. Dennis Kozlowski, kitabın önsözünde, birleşme sonrası entegrasyon konusunda öğrenmiş olduğu dersleri okuyucu ile paylaşıyor.

 

A.T. Kearney tarafından yapılan bu araştırma gösteriyor ki, birleşmenin ardından geçen iki yılın sonunda, 1993-1996 arası duyurulan 115 birleşmedeki toplam hissedar kârları bütün endüstriler dahilinde oldukça farklılaşıyor. Genel istatistik dağılım, en yüksek %56 ve en az %-73 oldu. Zirvedeki ele geçiriciler hissedarlarına ortalama %25 kâr sağladılar. Önceden de ikaz edildiği gibi, piyasa hareketleri sonucunda kitapta yer alan bazı firmalara ait rakamlar değişmiş olabilir.

 

SADECE-İNTERNETTEKİ BANKACILIĞININ ÖLÜMÜ?

Benjamin Ensor, Rob Amar / Forrester Research

 

İngiltere’nin sadece internet üzerinden hizmet veren Egg, first-e ve smile gibi bankaları mücadele veriyorlar. Baz oranlarından daha fazla faiz ödeyen jilet inceliğinde marjları ve ürünleri ile, İngiltere’nin sadece internetten hizmet veren bankalarından hiçbiri halen kârlı değil. En büyükleri olan Egg bile, 2001 yılının ikinci çeyreğinde kât etmeyi umuyor. Sadece-internet bankalarının:

 

Yeterli müşterileri yok: Cahoot, para hediyesi vermesine rağmen ilk altı ayında sadece 45,000 müşteri elde edebildi. Banka 2000 yılı sonu hedefi olan 200,000’i karşılamaya gayret edecek. Bir yıllık bir çalışmanın ardından, first-e sadece 75,000 müşteriye sahipken, smile ise yaklaşık 240,000 müşteriye sahip. Yalnızca Egg, 1.2 milyon civarındaki telefon ve internet müşterisi ile gerekli miktara sahip gibi görünüyor.

 

Daha fazla müşteri çekemiyorlar: Egg, 1999 yılında marka reklamına 17 milyon pound harcadı. Diğer internet bankaları buna ayak uyduramıyorlar ve rekabet müşteri kazanma maliyetlerini yukarı çekerken giderek artan bir şekilde buna para harcamada gönülsüz davranıyorlar. Bunlardan first-e, müşteri kazanma maliyetinin müşteri başına 250 doların üstüne çıktığını söyleyerek, milyonlarca pound maliyeti olan televizyon reklamlarından vazgeçti.

 

SADECE-İNTERNET BANKALARI UZUN VADEDE ÇOK BAŞARILI OLACAKLAR

 

İngiltere’nin sadece-internet bankaları, tıpkı herhangi bir yerdeki diğerleri gibi, mantıklı bir nedenle mücadele veriyorlar.

 

Sadece-internet bankacılığı için müşterilerin arzusu sınırlı kalıyor: Egg’in erken elde etmiş olduğu başarıya rağmen, sadece-internet bankacılığı piyasası yaklaşık 1 milyon civarında müşteriye ulaşıp tıkandı. Neden? Online bankacılık işlemlerinden mutlu olan İngilizlerin sayısı artarken, bunlardan pek azı şubelerini terk etmeye hazırlar. Kasım 1999 Forrester Research UK Internet User Monitor™’e göre İngiltere’deki online bankacılık müşterilerinin sadece %45’i şubeye hiç gitmediklerini söylediler. Diğer bankacılık müşterileri şubelere daha çok gittiler: Lloyd TSB, bireysel müşterilerinin %70’inin en az ayda bir kere şubeye uğradıklarını söylüyor.

 

Kendilerini zorunlu hisseden bankalar uyandı: İngiltere’nin sadece-internet bankaları rekabet içinde kalmada başarısız oldular. Kuruluşundan bir yıl sonra smile’ın online etkinliği değişmedi. Barclays, Halifax ve Nationwide gibi bankalar kendi online etkinliklerini geliştirdiler ve, sadece-internet bankaları ile bankacılık işlemleri yapmanın avantajları istemeden azaldı. Woolwich’in çok kanallı Open Plan’ı, sadece-internet bankalarının halen sunmakta olduklarından daha fazla yenilikler sunuyor.

 

SADECE-İNTERNET BANKALARI AÇIK FINANSMANI BENİMSEMEK ZORUNDALAR

 

Sadece-internet bankalarını yöneten firmalar bir seçimle karşı karşıyadırlar: bağımsız sunumlarını kendi asıl operasyonları içine katıp birleştirmek veya Açık Finasmanı cazip hale getirici olmak. Egg gibi bir banka ailesi olmayanlar sadece Açık Finansmanı cazip hale getirenler olarak başarılı olabilirler.

 

Sadece-internet bankaları, başarılı olabilmeleri için:

 

Türünün en iyisi ürün seçeneği sunmak zorundadırlar: Virginmoney ve Charcol Online gibi diğer yeni oyuncuların yaptığı şekilde, sadece-internet bankaları da müşterilerine türünün en iyisi ürün seçeneği sunmak zorundadırlar. Egg, şimdiden, kendi yapısı içindeki ipotek ürünleri gibi ürünleri sunmaktan, Egg Investments ve Egg Insure’daki diğer hizmet sağlayıcılar yelpazesinden gelen türünün en iyisi seçeneğini sunmaya doğru felsefesini değiştirdi. Diğer bankalar bunu takip etmeye zorlanacaklardır.

 

Ortak, sunulan ürün yelpazesini hızla yaymalıdırlar: Sadece-internet bankaları, tek başlarına başarılı olamazlar. Sunumlarını internet hızında geliştirebilmeleri için, bu firmalar kendilerine Cox Insurance veya Stocktrade gibi beyaz etiketli bir partner edinmelidirler. Aksi takdirde, Virginmoney gibi daha atak ve yenilikçi olanlar zorlukla elde edilmiş müşterilerini alıp götüreceklerdir.

 

Müşterilerine, yardımcı olmak zorundadırlar: Müşteri bağlılığını idare etmek için, sadece-internet bankaları finansmanlarını daha iyi yönetebilmeleri amacıyla müşterilerine destek vermelidirler. Bunu en iyi bir şekilde yapmak için, müşterilerine kompleks finansal kararlarda yardımcı olacak olan online danışma sunmalıdırlar. Woolwich’in Open Plan’ının ve Halifax’ın Intelligent Finance’ının yaptığı gibi ürün sınırlarını kaldırmalı, borçlanmaya karşı otomatik ofset örneğinde olduğu gibi müşterilerine daha iyi hizmet vermelidirler.

 

İŞLEM TEKNOLOJİSİNDE İNTERNET OLANAKLI YENİLİK: ePIC ve ICE

 

Hypercom® ICE™ markalı POS (point-of-sale = satış noktası) terminalleri, sistem genişliğinde bir ağa giriyor ve internetin ölçeklendirmesini ve gücünü kullanarak küresel bir iletişim kapısı yaratıyor. Bu yeni sistem, ePos-infocommerce™ ya da kısaca ePic diye adlandırılıyor. Bu yeni ePic sistemi ile birlikte, ICE terminali gelişen işlen ve ticaret teknolojisi için bağlantı kurucu bir odak noktası oluyor.

 

ICE terminali; bir etkileşimli ödeme ve internet erişim cihazı, ve World Wide Web üzerinde mevcut olan zengin içerik çeşitliliği için hazırlanmış çift yönlü çalışan bir dağıtım platformu. ICE, satış noktalarında sahip olduğu açık sistemi, arama motoru ve web-server-based yeteneği sayesinde internet olanaklı yazılım hizmetleri ve devrimsel nitelikte yeni uygulamalar sunuyor.

 

ePic ve ICE gerçek ve sanal uzman hizmetler sağlıyor

 

ePic, ERC (Electronic Receipt Capture = Elektronik Makbuz Elde etme), tüccar ve içerik sağlayıcı reklamları, müşteri bağlılığı yönetimi programları, artı gerçek ve sanal uzman yazılım ve profesyonel hizmetleri sayesine yeni gelirler yaratıyor.

 

ICE’nin etkileşimli ekranı, müşterinin Hypercom’un internet olanaklı teknolojisine giriş kapısı oluyor. Müşteri güvenli elektronik işlemi kontrol ediyor ve kişisel imzasıyla birlikte bir makbuz alıyor. Bu makbuz, aynı zamanda tüccarın sanal mağazası için bir Web URL’sini de içeriyor.

 

Perakende kurulumda, amaçlanmış reklamı, kişiselleştirilmiş bir mesajı, veya bir tüccar promosyonunu alması için müşterinin ekran üzerine dikkatini vermesi sağlanıyor. İnternetin yardımı ile ePic, ICE terminallerine isim yapmış reklamcılar gibi içerik sağlayıcılara ve tüccarın kendi promosyonlarına doğru bir bağlantı kurucu özellik kazandırıyor. Ekran, güncel bir Web sayfasından da bir reklam getirebiliyor. Müşteri, gerçek ya da sanal ödemesi için kupon alabiliyor ve ileride gerçek ya da sanal bir alış verişte kullanılmak üzere “bağlılık puanı” ile kredilendiriliyor.

 

MÜŞTERİ İLİŞKİLERİ YÖNETİMİ (CRM)

PiricewaterHouseCoopers

 

Sizin bankacılık kurumunuz gerçek müşteri dostluğunu sağlayabildi mi? Günümüzdeki kurumlar, müşterileri tanımak, çekmek, ve onlarla ilişkilerini yapılandırmak için analitik ve teknolojik araçlar geliştirmede birbirleri ile yarışıyorlar. Perakendeciler ve Web olanaklı finansal hizmetler firmaları gibi geleneksel rakipleri olmayanlar tarafından kullanılmakta olan sofistike ve bilgiyle yönlendirilen pazarlama modellerinin karşısında durabilmek için kendi pazarlama stratejilerini, işletim yapılarını ve sistemlerini geliştirmek zorunda olduklarının farkına varıyorlar. Liderliği yakalamak ve sürdürmek isteyen bankalar; ürün şekillerini, promosyon taktiklerini, fiyatlandırmayı, hizmet seviyelerini, ve her bir müşteri için anlamı olan kanal mikserini belirlemek için bireylerden elde ettikleri bilgileri kullanacaklar – sadece bölümlemeleri veya mikro bölümlemeleri değil.

 

Pricewaterhouse ve Economist Intelligence Unit tarafından yapılan ve Creating Tomorrow’s Leading Retail Bank (Geleceğin Lider Bireysel Bankasının Yaratılması) adındaki bir araştırma projesi, müşteri elde etme ve yönetme alanındaki üç değişim sahnesini şöyle anlatıyor:

 

Birinci Sahne: Geniş Müşteri Bölümlemeleri Belirlidir

 

-          Mevcut müşteriler için kârlılığa dayalı bölümleme ve hanelere ayırma ilk silahlardır.

-          Kabaca yapılmış müşteri analizlerinin; üretim, kanal, fiyatlandırma, çapraz satış ve sunulan hizmet mikseri üzerinde bazı etkileri vardır.

-          Genel deyişle, kurum içsel olarak odaklanır.

-          Birinci sahnenin bankaları, amaçlanmış çapraz satış ile yüksek değeri olan müşterilerden daha çok değer elde etmeye çabalarlar. Aynı zamanda bu bankalar, düşük değerli müşterilerden düşük maliyetli müşteri kanallarına geçmekte ve onlara düşük maliyetli hizmetler sunmaktadırlar.

 

İkinci Sahne: Müşteri İhtiyaçları, Davranışları ve Değerleri Açıktır

 

-          Bankalar; kârlılığı, davranışsal bölümlemeyi ve analizi birleştirerek en iyi beklentiyi ve müşteri yönetimini elde etmişlerdir.

-          Bankalar, müşteri etkinliğini ve iş akışı yönetimini etkilemek için müşteri temas noktalarına (örneğin şubelere veya çağrı merkezlerine) bilgi ulaştırmaktadırlar.

-          İkinci sahnenin bankaları, şubeleri ve çağrı merkezlerinin iş akışlarını etkilemekte, ve daha etkin bir müşteri elde etme ve yönetme etkinlikleri yaratmaktadırlar.

 

Üçüncü Sahne: Sanal Samimiyet

 

-          Müşterilerinizle; stratejilerin, yöntemlerin, sistemlerin ve yapıların esaslı bir değişimi sayesinde sanal samimiyet kurabilirsiniz.

-          Geleneksel organizasyon dizaynı geri çekilir ve BT altyapısı yeniden dizayn edilir.

-          Gelişmiş ileriyi görme yeteneği, müşteri elde etmeyi ve çapraz satışı artırır.

-          Rakiplerinizin stratejileri üzerinde etkinlik kazanırsınız.

-          Üçüncü sahnenin bankaları, tümüyle yeni bir pazarlama yaklaşımı yaratarak müşteri elde etme ve yönetme stratejilerinin bir çok elemanını tamamen değiştirebilirler. Belirli mikro bölümlemeler (‘bir’ kadar küçük) için biçilmiş ürün sunumlarını kararlı bir biçimde tasarlayıp test ederler.

 

SİGORTA ŞİRKETLERİ İÇİN CLAINT / SERVER: CLAIMS WORKSTATION

 

Freedom Group, otuz beş yıldan daha fazla bir zamandır standart ya da standart olmayan otomobil sigortası yapan ABD şirketi Permanent General’in (www.pgac.com ) kendi ürünleri olan Claims Workstation’u kullanacağını duyurdu. Ingram Industries Insurance Group üyesi olan firma, 1997 yılında 131 milyon dolar doğrudan yazılmış prim elde etti. Nashville/Tennessee merkezli Ingram Industries Inc, ABD’nin en büyük özel şirketlerinden birisi. Çeşitli işlerle uğraşan firmanın kitap dağıtımı, deniz nakliyatı ve toplu temin gibi uğraşları var. Inagram Industries Inc. bünyesinde; Inagram Book Group, Inagram Marine Group, ve Inagram Industries Insurance Group bulunuyor.

 

Şirketin proje menajeri Walter Mullen, “Permanent General, kendi eyaleti içinde daha rekabetçi fiyatlar getirmek için geliştirilmiş hasar kayıplarını gösteren bir poliçe yönetimi sistemi arıyordu. Daha da önemlisi, gelişmiş bir komple müşteri hizmeti de getirecektir.”

 

Claims Workstation

 

Freedom Group’un ürünü olan Claims Workstation üçüncü versiyonuna ulaşmış durumda. Sigortacılık bölümü başkan yardımcısı Jeff West’e göre, “daha sağlam bir sistem”

 

Versiyon 3, tüm hak talepleri üzerinde poliçe limiti kontrolünün de dahil olduğu yeni güvenlik ve gizlilik özellikleri getiriyor. Bu işlemler programda yer alan notlar, yönlendirme, mesaj alıp-verme, ve yetkilendirme kontrolü gibi temel araçlarla birlikte uyum içinde yapılıyor.

 

Claims Workstation, mülk/kaza işleri için düzenlenmiş. West’e göre sistem, thick-, thin-, veya ultra-thin-client çevrelerinde çalışabiliyor. Sistemdeki n-tier mimarisi, anında ya da şirket büyüdüğünde Claims Workstation’un yüksek hacimdeki işleri karşılamasına olanak veriyor.

 

West Coast’ın başkan yardımcısı Becky Clegg, sistemin bir yerdeki hak talebi için gerekli olan her şeye sahip olduğunu söylüyor. “Dosya ağı ile bütünleşen sistem sigorta müfettişine ekranı üzerinde her şeyi gösterebiliyor. Gerekli kişilere hak taleplerine ilişkin mesajlar gönderebiliyor. Eğer bir sigorta müfettişi üzerindeki iş yükü çok fazlaysa, talepleri başka bir sigorta müfettişine aktarabiliyor.”

 

Claims Workstation, sigortacının işyeri dizilimine bağlı olarak belirli bir firmaya özgü olan bir sistem biçimlendirebiliyor. Clegg, “Sitem aynı zamanda şirketin web sayfasına da bağlanabiliyor ve müşteriler bu yolla da hak talep edebiliyorlar. Bir müşteri, hak talebine ilişkin bilgiyi girdiğinde uygun sigorta müfettişine yönlendiriliyor,” diyor.

 

East Cost’un başkan yardımcılarından Chester Gladkowski ise, “Claims Workstation, teknoloji ile iş gereklerini ve iş akışını birleştiriyor. Sadece elektronik dosyalara değil, bir çoklu iletişim sistemine de sahip oluyorsunuz. Dosyalar üzerinde sürükle-bırak yapabiliyorsunuz.  İş akışını değiştirebiliyor ve BT bölümlerine danışmadan dosyalara müdahale edebiliyorsunuz. Bu sistem, çalışanları kararlar alma konusunda güçlü bir hale getiriyor,” diyor.

 

Freedom Group

 

Freedom Group, mülk ve kaza sigortası yapan şirketlere yazılım ve hizmet götürüyor. 1986 yılında kurulan şirket, faturalama, hak talepleri, prim hesabı ve raporlama gibi işlerin yanında şimdi de bazı finansal ürünler sunuyor. Dış kaynak bulma ve danışmanlık hizmetleri de mevcut. (www.freedomgroup.com )

 

ABN AMRO, ARIBA İLE B2B ORTAKLIĞI YAPIYOR

Maura Ammenheuser / www.banktech.com

 

ABN AMRO Bank, işten-işe (B2B) e-ticaret hizmetleri sağlayıcısı olan Ariba ile ortaklık yapan bankalar arasında başta gelenler arasında ikinci banka oldu.

 

Hollanda merkezli ABN AMRO, internet’e dayalı finansal hizmetlerini Ariba’nın B2B e-ticaret platformu ile bütünleştiriyor. Bu yılın başlarında Bank of America, California merkezli Ariba’ya benzer bir teklif götürmüştü. Geçtiğimiz ilkbaharda e-ticaret girişimlerine gelecek beş yıl için 1.8 milyar dolar taahhüt eden ABN AMRO’nun Kuzey Amerika işten-işe e-ticaret direktörü Christian Schneider, bankanın Ariba destekli sitelerle pürüzsüz çalışacak finansal ürünler yaratacağını söylüyor. “Mevcut bir çok ödeme yapısından yararlanan bir online ödeme sistemi yapılandırıyoruz”. ABN AMRO Services Co.’nun başkanı Erick Peterson, ortaklık sayesinde bankanın, e-ticaret piyasaları katılımcılarına açık olan, ancak geçmişte kredi kartları ile sınırlı kalınan ödeme seçeneklerini genişletmek istediğini, kredi kartlarının çok pahalı olduğunu ve işten-işe satın almalarda kredi limitlerinin yetersiz kaldığını söylüyor.

 

Bunun yanında ABN AMRO, bankanın tanıdığı yasal işyerlerine dijital sertifikalar ihraç etmeleri amacıyla bazı araçlar yapılandırıyor. Banka, taraflar arasındaki ödemelerin güvenli bir şekilde yerine getirilebilmesi için, elektronik koruma duvarları gerisinde, müşterilerine ve onların hesaplarına dair tescilli bilgilerin kaydedilip korunması işlemlerini de sunuyor. Banka, Ariba ile birlikte, işyerlerine Banka’nın  tercihli üreticileriyle indirimli oranlarla anlaşma olanağı tanıyan bir e-tedarik sistemi de geliştirmiş durumda.

 

 

1.sayı 2.sayı 3.sayı 4.sayı 5.sayı
6.sayı 7.sayı 8.sayı 9.sayı 10.sayı

 

 

Anasayfa/Eski Sayılar/Sektörden/Kısa-Çeşit/Etkinlikler/Bankalarımız/

E-posta

Reklam Tarifesi/Okuyucu Profili/Abonelik/Künye