Ana Sayfa

Eski Sayılar

Sektörden

Kısa-Çeşit

Etkinlikler

Bankalarımız

E-Posta


Reklam Tarifesi

Okuyucu Profili

Abonelik

 

Künye

 


1.sayı 2.sayı 3.sayı 4.sayı 5.sayı
6.sayı 7.sayı 8.sayı 9.sayı 10.sayı
BANKACILIK VE ZAMAN YÖNETİMİ

 

Zamanın iyi bir şekilde yönetilmesi, özellikle son 20 – 30 yıl içerisinde zamanın para ile eşdeğer olduğunun iyice ortaya çıkmasının bir sonucu olarak tüm yöneticiler açısından kritik bir faktör halini almıştır. Yönetici açısından iyi bir zaman yöneticisi olmanın en önemli sonuçlarından birincisi kendi görev ve sorumluluklarını istenilen sürede ve kalitede başarabilmesinin teminidir. Diğer önemli sonuç ise astlarına model oluşturmasıdır.

Günümüz rekabetinde kalite ve müşteri memnuniyeti kadar “hız” kavramı da önem taşımaktadır. Bu nedenle işletmeler zamanı iyi değerlendirmek durumundadırlar aksi takdirde öldürücü rekabette başarısızlığa mahkum hale gelmektedirler. Bankalar da teknolojik hıza ve kaliteye ayak uydurmak durumunda kalan sektörlerin başında gelmektedir. Bu nedenle zaman kavramını iyi değerlendirmek durumundadır. Bunun da yolu zaman yönetiminin başarı ile uygulanmasından geçmektedir.

 

Zaman tasarruf edilemeyen, ödünç alınamayan, kiralanamayan, çoğaltılamayan, sadece kullanılan ve kaybedilen aktifimiz veya varlığımızdır. Zamanın yerini alabilecek ikame bir mal bulunamamıştır. Zamanı durdurmakta mümkün olamaz, sürekli, akar gider. O halde işgücü, malzeme, makine ve enerji gibi üretim giderleri yanında zamanı da saymak, onu etkin ve verimli kullanmak gerekmektedir.

Son çeyrek asırda işletmelerin sayısında büyük bir artış gözlenmiş ve işletmeler rekabette başarılı olmak için çeşitli alternatif yönetim tarzlarını uygulamaya başlamış ve sonuçta yeni yönetim anlayışları literatüre girmiştir. Teknolojinin, bilginin ve uygulama yöntemlerinin en hızlı geliştiği sektörlerin başında gelen bankacılık sektöründe de bankalar, rekabette başarılı olmak için benchmarking (kıyaslama), değişim mühendisliği, personel güçlendirme (empowerment), esnek çalışma saatleri, yalın organizasyon, sıfır hiyerarşi ve kademe azaltma gibi yeni yönetim tekniklerini uygulamaya çalışmışlardır.

Bu çalışma söz konusu yeni yönetim anlayışlarının ve zaman yönetiminin bankalarda uygulama alanı bulup bulmadığını karşılıklı olarak saptamak ve olası çözüm önerilerini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Araştırma teorik ve uygulama olmak üzere iki kısma ayrılmıştır. Uygulama kısmında anket yoluyla yapılan araştırma yer almaktadır. Çalışmanın bağımlı ve bağımsız değişkenleri ve metodolojisinin hazırlanmasında teşkil eden referanslar, kaynaklar kısmında yer almaktadır. 

 

 

Zaman Kavramı ve Önemi

Zaman kavramı,  bir eylemin geçtiği süredir. Bir başka deyişle eylem yoksa  zamanda  yoktur. Bir an için  yeryüzünde ve  evrende hareket  halinde olan her şeyin durduğu   düşünülürse,  böyle bir statik ortamda zaman olgusundan söz edilemez. Kişilerin yaptığı eylemlerin  değeri de  zamanla ölçülmektedir (Sabuncuoğlu, 1995, s.191).

Westbrook, zamanı bir mal çeşidi olarak şöyle tanımlamıştır; “zaman, alışılmadık bir maldır. Tasarruf edemezsiniz, ödünç alamazsınız, kiralayamazsınız, bırakamazsınız, satın alamazsınız. Onu sadece kullanır ya da kaybedersiniz. Zaman dünden gelip, bugünden geçip yarına giden bir akıştır. Bu akış tek yönlüdür, geri döndürülemez,  genişletilemez veya kısaltılamaz, geri alınamaz , değiştirilemez, istesek de istemesek de onu harcamak zorundayız (Lloyd Westbrook, İÜİF Dergisi).

 

 

Yönetim ve Yönetici Açısından Zaman Kavramı

Günümüzde yönetim ve yönetici açısından zaman kavramı çok önem taşımaktadır. Peter Drucker’a göre, yönetici kendini yönetemezse, yeteneği, becerisi, deneyimi yada bilgisi onun etkili bir yönetici yapamaz. İnsanın kendini yönetmesi en az zamanını yönetmesi kadar önemlidir. Yine Drucker’a göre etkin bir yönetici, zamanını nereye harcadığını görerek işe başlamalıdır. Zamanın programlanması zorunludur, çünkü, diğer yöneticilerin deneyimlerine bakarak, kişinin bazı alışkanlıkları değiştirmesi zordur. Yönetici, kendini görmedikçe, zaman tuzaklarının kendi dışında olduğuna inanır. Ancak, dürüst ve açık bir zaman çizelgesi ile bu durum gözlenebilir.

Yöneticinin zaman envanteri yapabilmesi için zamanı planlı olarak düzenlemesi, ertesi gün yapması gereken en önemli işlerin günlük listesini yapması ve bitirilen önemli görev sayısına ve bu işlere ayrılan zamanın kullanılış biçimine göre günlük verimliliğini belirlemesi gereklidir.

Norveç’teki Bjarne Luist şirketinin başkanı Birger Wist, Kendi zaman envanterini sınırlayıp, sekreteri yardımıyla ayrıntılı kayıt tutarak aşağıdaki sonuçları elde etmiştir. Burada “Tahmin” başlıklı sütun, her göreve ayırdığını sandığı zaman oranını göstermektedir. “Gerçekleşen” başlıklı sütun ise, her faaliyete gerçekte ayırdığı zamanı ifade etmektedir.

 

 

 

 

 

Yöneticinin Zaman Profili

 

FAALİYET

TAHMİN (%)

GERÇEKLEŞEN (%)

PLANLANAN (%)

1. Planlama

50

30

40

2. Rapor ve Kontrol

20

10

5

3. Kurmay Toplantıları

15

21

10

4. Sekreter – Dite

5

3

5

5. Telefon

5

8

5

6. Sosyal Faaliyetler

5

20

25

7. Fabrika Ziyaretleri

0

8

5

TOPLAM

100

100

100

 

Wist’in ortalama iş haftası 35 saate ek olarak yönetim yayınlarını okumakla harcadığı zamandan ibaret. Onu en çok şaşırtan iki durum, sosyal faaliyetlere ve toplantılara tahminin üzerinde zaman harcaması ve planlamaya harcadığı zamanın tahminin % 20 daha az oluşuydu. Kurmay toplantıları da gereğinden fazla vakit almaktadır (Mackenzie, s.35-45)

 

Zamanın Etkili ve Verimli Kullanımı

İş ortamındaki başarısızlığın değişik nedenleri bulunmaktadır. Olası nedenlerden ilkini, sınırlı kaynakların istenildiği ölçüde etkin ve verimli kullanılmaması oluşturmaktadır. Söz konusu kaynaklar içerisinde en önceliklisinin, zaman olduğu bilinmektedir. Bu nedenle, her an tükenen ve geri getirilmesi olanaksız olan zamanının etkin ve verimli kullanılması gerekliliği üzerinde önemle durulmalıdır.

İş ortamında zamanın etkili ve verimli kullanılması iki yönden ele alınıp incelenebilir (Altınöz, 1997, s.100):

Yöneticilerden kaynaklanan zaman kayıpları ve bunların giderilmesi,

İşin akışından kaynaklanan çalışma koşulları ve yöntemlerin neden olduğu işgörenin zaman kayıpları ve bunların giderilmesi.

Yukarıda belirtilen hususlardan öncelikle yöneticiye yönelik olan zaman kayıpları ele alınır ve çözüm üzerinde durulursa bu süreç iş ortamının diğer uzantılarına da olumlu yönde yansıyacaktır. Bu temel noktadan hareketle, iş ortamının bütünlüğü içerisinde, önce yöneticilerin daha sonra da iş görenlerin zamanlarını etkin ve verimli kullanmaları gerekir.

 

Etkili Zaman Kullanımının Üstünlükleri;

Öncelikleri belirleyen takvimleme yönetimin temelinde, elde edilen sonuç insan ilişkilerinden daha önemlidir gibi bir anlayış yatmaktadır. Etkili zaman kullanımı bunun tam tersini söylemektedir. Etkili zaman kullanımı insan ilişkileri sonucun temelinde yatar, bu nedenle önceliği vardır. Varsayımından hareket eder. bu varsayım insanı değerli yapan, zengin yapa, bütünleştiren sağlıklaştıran her türlü süreç ve faaliyeti birinci plana geçirir. İnsana sağlık ve mutluluk getiren ilke ve değerler bireyin faaliyetlerinin temelini oluşturmaya başlar.

 

Etkili zaman kullanımı, öncelikleri belirleyen takvimleme yönteminden beş yönde daha üstündür Çünkü (Cüleloğlu, 1997, s. 310 – 311):

Etkili zaman kullanımı;

1- İlke merkezlidir. Nelerin önemli olduğu, olmadığını öncelikler koyarak ayıklar ve bireyin zamanını önemli faaliyetlere yöneltir.

2- Bireye, vicdanıyla ilgili değerlendirme yapma esnekliğini verir. Birey planını uygularken kendi iç değerleriyle mi yoksa dış baskılarla mı faaliyet yaptığını görür ve bir seçim yapar; eğer daha yüksek değerler onun değişiklik yapmasını istiyorsa, çekinmeden esneklik gösterir; temel değerlerine uymayan baskılara ise direnir.

3- Bireyin kişisel misyonunu, onun değer ve ilkelerini ve uzun vadeli amaçlarını planlamanın temelini sağlar ve insana yön verir. Bir anlamda onu kalıplanmış insan paradigmasından kurtararak gelişmiş insan paradigmasına yöneltir.

4- Bireyin rollerini ve rollerin gerektirdiği amaçları belirlemeyi temel aldığından onun yaşamına denge getirir.

5- Daha geniş bir bağlam oluşturarak yaşamın tüm anlamını her gün göz önünde tutmaya olanak sağlar.

 

Yukarıdaki beş üstünlüğün altında yatan temel anlayış, insan ilişkilerinin ve insan etkinliğinin dış başarılara dönük faaliyetlerden daha önemli olduğudur. Böyle bir anlayışa sahip kümse zamanla kendi etkili zaman kullanımını geliştirecektir.

 

Zaman Yönetimi Kavramı ve Önemi

Bir zamanlar zamanı yönetmek oldukça kolaydı. Erkeklerin işlerinde harcadıkları ve ailelerine ayırdıkları zaman önceden belliydi. Toplumların yaşam tarzlarına göre hangi grupların ne zaman nerede olacağını tahmin etmek mümkün olabiliyordu. Bu gün ise,artık her şey daha karmaşık. Part-time işler, esnek çalışma saatleri, kalabalık şehirler, bir şehirde oturup başka bir şehre çalışmaya gidenler yerleşik düzeni oldukça değiştirmiştir. Çalışanlar da daha fazla çalışma eğilimindedirler (Capital ,1995, s.113).

Değerli bir kaynak olan zamanın etkili üretken olarak kullanılabilmesi son yıllarda ‘Zaman Yönetimi’ adlı yeni bir konunun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Zaman yönetiminin ana faaliyet sahası, kişilerin özel yaşamı ve üst düzey yöneticilerden alt düzey çalışanlara kadar tüm yöneticilerle ilişkilidir. İyi bir zaman yönetimi, hem projeler için maliyet azalmasına ve hem de işletmeler için çok değerli  bir kaynak olan insanın daha faydalı bir şekilde kullanılmasına yardımcı olacaktır. Zaman yönetiminin  amacı, kişileri ve özelliklede  yöneticilerin zamanlarını en uygun ve akıllı bir şekilde  kullanılmalarını sağlayabilir. Zaman  yönetimi  , tıpkı kaliteye yada çevreye hakim olduğumuz gibi, zamana da hakim olabilmemiz ve zamanın bize hakim olmasını önleyebilmektir.

İşletmelerin başarısı kaliteli üretimi en uygun zamanda gerçekleştirmeleriyle mümkün olacaktır.  Bu nedenle zamanın esiri değil , ona hükmetmek ve böylece onu çok iyi bir şekilde kullanıp, değerlendirmek gerekmektedir. Dolayısıyla zaman yönetimi hayatın kendisidir. Zamana hükmeden, hayatını istediği gibi yönlendirebilir aksi halde zaman bize hükmeder ve o zaman hayatımıza başkaları egemen olur ve yönlendirir.

John Adaır ve Talbot Adaır’a göre, daha iyi zaman yönetimi için şu on  adım uygulanmalıdır ( Adaır,1996,s.174):

Kendinize göre bir zaman kavramı geliştirin,

Uzun vadeli hedefler belirleyin,

Daha kısa süreli planlar yapın,

Gününüzü programlayın,

En yararlı zamanınızdan en iyi şekilde yararlanın,

Büro çalışmalarınızı organize edin,

Toplantıları iyi yönetin,

Etkin bir görev dağılımı yapın,

Başka işleri yapmaya ayırdığınız zamandan da  yararlanın,

Sağlığınıza özen gösterin.

Sonuç olarak şunu diyebiliriz ki , zamanımızı daha iyi yönetme kabiliyetini edinmek, bir bakıma kısa vadeli olan ömrümüze ve bedenimize karşı olan sorumluluklarımızı yerine getirmekle eş anlamlıdır. Bazılarımız ömrünü sağ-sola koşturarak ve devamlı bir şeyler yapmak için didinerek geçiriyor. Ama unuttuğumuz bir şey var, aslında vaktimiz çok! Tek yapmamız gereken vaktimizi , bizi ilgilendirmeyen işlerden kurtarmaktır (Smith,1998, s.111).

 

 

Yeni  Yönetim  ve  Organizasyonel Yaklaşımlarda Zaman Yönetiminin Yeri ve

Önemi

Yöneticiler, zaman yönetimi ve etkin zaman kullanımı için kişisel yaklaşımlar yanında, onu destekleyen yönetim süreçlerini ve yönetim tekniklerini kullanırken veya geliştirirken  temel yaklaşımlarının, müşteri memnuniyeti ve verimliliği artırmaya çalışmak; başka bir ifadeyle, hem kendi organizasyonlarını hem de müşterilerinin zamanının değerini kavramak ve etkili kullanmak olduğunu söylemektedirler. Yönetim fonksiyonu işletmenin yapısına uygun olarak belirlenirse, astlar sorunlarını halletmek için daha az yardıma ihtiyaç duyacaklar; bilgi yoksunluğu yüzünden çıkmaza giren proje sayısı azalacak, bir konu üzerinde karara varmak yada belli bir politika oluşturmak için duyulan ihtiyaç yok olmaya başlayacaktır. Kısaca yöneticiler; düşünme ve planlama için daha çok zamana sahip olacaklardır. Zaman tasarrufu ile yönetici mevcut çelişkileri çözümlemek yerine daha etkili bir organizasyonun gerçekleştirilmesinde yoğunlaşacaktır.

Yöneticiler sınırlı bir zamanda pek çok iş yapmak durumundadırlar. Bu işlerden bazısı organizasyon açısından yaşamsal önemde , diğerleri ise ertelenebilir işlerdir. Yöneticilerin temel sorunu, önemsiz ve zaman öğüten işlerden sıyrılarak, önemli işler üzerinde yoğunlaşabilmeleridir. Bu konuya iyi bir örgütlenme, organizasyon, uzmanlaşma ve yetişmiş personel yardımcı olacaktır. Yöneticiler kişisel zamanlarını planlarken aslında organizasyonun düzenli ve kusursuz çalıştığını düşünmektedirler. Oysa, bu konuda aksamalar yöneticilerin tüm planlarını alt-üst edecektir. Sonuçta kişisel zaman kazandırıcı teknikleri uygularken örgüt yapısını ve yönetim yaklaşımını da  etkin hale dönüştürmek, yani zaman kaybedici bir unsur olarak ortaya çıkmasına fırsat vermemek gerekmekte ve yeniden yapılandırma yoluna gidilmelidir (Ulusoy , 1996, s. 90).

Küreselleşme çağında, küresel niteliklere sahip bir işletme olabilmek için , zaman unsurunun yönetimi büyük önem taşımaktadır. Konunun iki boyutu vardır: birincisi; işgücü ve yöneticilerin verimliliğini artırmak sureti ile maliyetleri aşağıya çekmek ,ikincisi; pazarın hızla ve sürekli olarak değişen taleplerine cevap verebilme yeteneği ile sürekli olarak pazar payını artırabilmektir . İşte bunları başarabilmenin yolu , yönetimle ilgili yaklaşımları yakalayabilmek ve bu yaklaşımları  zaman yönetimi açısından değerlendirebilmektir.

İç ve dış koşulların değişimi ve baskısı, müşteri talepleri, küreselleşme, kalite, bilgi çağı, rekabet vb. gibi değişimlerin ve kavramların etkileri  organizasyonlarda köklü değişimler neden olmuştur. Yukarıdaki değişimlerin ortaya çıkardığı ana değişimler ise şunlar olmuştur (Week, 1989, s.46):

Büyük ve çeşitli üretim merkezlerinden küçük fabrikalara,

Dikey entegrasyon (bütünleşme) dan taşeronla çalışmaya,

Büyüklük ekonomisinden esneklik sağlayan küçük yapılara,

Yüksek ve sivri hiyerarşik organizasyonlardan  basık ve yalın organizasyonlara,

Bürokratik kişilikten girişimciliğe,

Pazar payını artırmaktan yeni pazar oluşturmaya,

Kantiteden kaliteye,

Uluslararası rekabetten globalleşmeye,

Hiyerarşiden ekip ruhu ve personeli güçlendirmeye uzanan değişim ve gelişmelerdir.

Tüm  bunlar , organizasyon yapılarına ve yönetim anlayışlarına yansımış ve yeniden yapılanmaya neden olmuştur. Tüm bu yaklaşımları etkin zaman kullanımı açısından şöyle sıralayabiliriz (Koçel,1989,s.261):

Şebeke organizasyonları ,

Değişim mühendisliği,

Yalın organizasyon, Sıfır hiyerarşi, kademe azaltma,

Tam zamanında yönetim (JIT ),

Esnek çalışma saatleri,

Personel güçlendirme (Empowerment),

Kıyaslama ( benchmarking ).

 

 

Şebeke  Organizasyonları

Şebeke veya network adı altında ele alınan organizasyon yapısı yakından incelendiğinde, bunu bir bakıma dikey ayrışımın bir sonucu, bir bakıma da dış kaynaklardan yararlanma uygulamalarının bir sonucu olduğu görülebilir. Şebeke organizasyonu, hiyerarşik kademelerden mümkün olduğu kadar uzak, yatay ilişkiler için çalışan birimlerden oluşmaktadır. Ayrıca temel faaliyetlerin her biri, ayrı bir yönetim altında çalışan ayrı bir organizasyonun konusu olmaktadır. İşletme faaliyetlerinin farklılaşması sonucu üç tür şebeke organizasyonu ortaya çıkmıştır (Koçel,1995, s.262-265):

Dahili Şebeke Organizasyonu; Temel faaliyetler farklı işletmelerin konusu olmakta, ancak kaynakların tümü yine aynı bünyede kalmaktadır.

Dengeli Şebeke Organizasyonu; Belirli bir mal veya hizmeti üretmek için gerekli olan kaynakların, birbirinden tamamen bağımsız olan işletmelerin bünyesinde olmasıdır.

Dinamik Şebeke Organizasyonu; Bu yapının öncekilerden temel farkı, tüm şebeke içinde bir lider olmayışıdır. Ortak girişimler böyle bir şebekenin bir örneğidir.

Şebeke organizasyonlarındaki genel yaklaşımın, işletmelerin ana amaçlarına döndürmek olduğu görülmektedir. Müşteri tatminine ve işletmelerin ana konularında uzmanlaşmalarına ve yoğunlaşmalarına yönelik bu yaklaşım ve iş görenlerin uzmanlık alanlarına dönmelerine, yöneticilerin günlük işlerden çok amaç ve hedeflere yönelmelerine, yöneticilerin ve organizasyonun gelişmeye ve çevreye uyumuna olanak sağlamaktadır. Kaynakların optimizasyonu dolayısıyla da etkin bir zaman kullanımı tekniklerine de olanak sağlar. Şebeke organizasyonu yaklaşımında, uzmanlık alanlarına dönüş sağlanarak alt işletmeler daha fazla yetki ve sorumluluklarla donatılarak karar verme zamanları azaltılmaya çalışılmaktadır (Ulusoy, 1996, s.94)

 

Değişim  Mühendisliği

Zayıf performans ve rekabet zorlamaları sonucunda, işletmenizin gerçek anlamda acı çektiğini görebilirsiniz. Küçük adımların, minik değişikliklerin durumu kurtarmaya yetmediğini fark edersiniz ve dev bir adım, bir değişiklik düşünmeye başlarsınız. İşte bu uzmanlık “Değişim Mühendisliği”dir.

Değişim mühendisliği, irili ufaklı her örgütün, değişen şartlara uyum sağlayamamalarının ve bu nedenle yaşama ve gelişme güçlerini kaybetmelerinin meydana çıkardığı bir zorluğun eseridir. Örgütler değişme ve gelişmeleri adım adım izlemek ve gerekli uyum önlemlerini almak zorundadırlar. Aksi halde, yapıları sağlamlığını, etkinlik ve verimliliğini kaybedecektir. Değişim mühendisliği öz olarak daha etkili, daha hızlı ve daha verimli bir yönetim sistemi kurabilmesini amaçlamaktadır (Dinçer ve Fidan, 1995, s.173).

Değişim mühendisliği işi organize etmek için  yeni modellerin aranmasıdır. Bir başka deyişle iş sürecinin yeniden düşünülmesidir. Bu süreçteki ortak özellikler şunlardır;

Pek çok iş tek bir iş halinde birleştirilir,

Kararları elemanlar verir,

Sürecin içindeki adımlar doğal bir sıra içinde gerçekleştirilir,

Süreçlerin pek çok versiyonu çıkarılır,

İş en mantıklı yerde gerçekleştirilir,

Kontrol ve denetimler azaltılır,

Mutabakatlar en aza indirilir,

Tek temas noktası bir vaka yöneticisi oluşturulur,

Merkeziyetçi/Merkezkaç işlemler yaygınlaştırılır.

Sonuçta, bu değişim gereksinimini göğüslemek durumunda olan yöneticiler, aslında müşteri tatmini ve zamanın baskısı altında kaldığından mal ve hizmet prosesindeki zaman kaybettirici unsurları temizleyerek etkili bir örgüt yapısı, yeniden organizasyon, üretim hattı ve etkili  zaman kullanımı yaklaşımlarını değerlendirmektedirler. Değişim mühendisliğinde zaman işletme için kayıptır. Ayrıca, her konuya ayrılan zamanın önceden belirlenmesinin önemi büyüktür.

 

Yalın Organizasyon, Sıfır Hiyerarşi, Kademe Azaltma

Günümüzde Japon şirketlerini başarıya götüren en önemli neden, yönetim anlayışındaki farklılıktır. Bugün Japon şirketleri Batılılardan farklı olarak ‘Sıfır Hiyerarşi, kendi kendini yöneten takımlar ve katılımcı karar sistemi’ gibi modelleri başarıyla uygulamaktadırlar. Bir  anlamda şirket içinde demokrasiyi yerleştirip, böylece başarıya ulaşmışlardır.

Sıfır hiyerarşi, organizasyon yapısının hiyerarşik açıdan farklı kademeler yerine, küçük ve kendi içinde yeterli ve aynı düzeydeki gruplardan oluşan bir yapı olarak görmektedir. Sıfır hiyerarşi de söz konusu olan, farklılığın, mevki otoritesine dayanan hiyerarşik farklılık yerine bilgi ve yetenek temeline dayandırılmasıdır (Koçel, 1995, s.275-276).

Sıfır hiyerarşi felsefesi, küçük gruplara dayanan bir yapıyı öngördüğüne göre ; burada önemli olan, gerekli beceri ve bilgilere sahip çalışanları istihdam edip, onlara işi yapma yetkisini vermektir. İşte proje takımları yetkinin dağıtılması, organizasyonun alt basamaklarındaki bölümler ve fonksiyonlar arasında entegrasyonun çoğalması tüm bu gereksinimlerin sonucudur.  Böylece, işi yapan ile karar veren mümkün olduğu kadar birbirine yaklaştırılarak; karar alma ve haberleşme hızlanmış, talimatlar ve prosedürler basitleştirilmiştir. Bürokratik yapıdan arındırılmış, değişik birimler arasındaki hızlı bilgi akışı ile, işletme kaynaklarının yeni fırsatlar için kullanılması sağlanmıştır. Bu durumda, müşterilerin ve pazarın isteklerine çabuk cevap verebilen, esnek, küçülmüş ve girişimcilik ruhu kazanmış organizasyonlar ortaya çıkacaktır (Koçel, 1995, s.276). Günümüz koşullarında müşteri isteklerine cevap verme sürecinin kısaltılmış olması, işletmeler için önemli bir rekabet avantajı sağlayacaktır.

“Lean Manufactoring” kavramı son günlerde üzerinde sıkça konuşulan bir olgudur. Yalın bir işletmenin sahip olması gereken özellikler sıralanırken organizasyon yapısının da yalınlığından söz etmek gerekir. “Yalın Olmak, gerçekten gereksinmeniz olamayan bir şeyden kurtulmaktır”. Bu üretimle ilgili gereksiz işlemler olabileceği gibi, organizasyon modelinde gerçekten de gereksinmeniz olmayan görevlerdir ve bunların maliyetinden de kurtulmak demektir. Yalın organizasyon kavramı ile birlikte anılan bir diğer kavram da “Kademe Azaltma” kavramıdır. İsminden de anlaşılacağı gibi organizasyonun en alt kademesi ile en üst kademesi arasındaki mesafeyi kısaltmak, aradaki kademelerin azaltılması amacını taşımaktadır. Kademe azaltmanın hedefi, hem organizasyonu daha yalın hale getirmek, hem de karar veren ile işi yapan arasındaki mesafeyi kısaltarak zaman tasarrufu sağlamaktır (Koçel, 1995 ,s.275).

Sonuç olarak, organizasyon yapıları yaygınlaştıkça ve kademe azaltıldıkça ve de işe en yakın elemana işe katılma hakkı verildikçe, yönetim ve karar zamanları etkin bir şekilde azaltılmış olur. Yöneticilerin etkin  zaman teknikleri uygulamaya başlamaları, organizasyonlarda yalınlaşmaya ve karar süreçlerini kısaltmaya başlamalarıyla gündeme gelir ve kullanılabilir (Ulusoy, 1996, s.100).

 

Tam  Zamanında  Yönetim (JIT)

Tam zamanında yönetim, adından da anlaşılacağı üzere, sisteme ait her birimin işlevlerini tam zamanında gerçekleştirebilmesidir. Başka bir ifade ile, sistemdeki her birimin, olası değişikliklere çok kısa sürede tepki gösterebilme becerileridir. JIT’in amacı, zamanı yok etme, israfı yok etme ve kuruluşu müşteriye daha yakın bir konuma getirme, yani zaman ve mesafe olarak müşteriye ve müşteri zevk ve taleplerine yakınlaşma, bunlarda meydana gelen değişmelere daha hızlı cevap verilmesini sağlamaktır.

Bir firmanın süre giden toplam zamanı kısaltma çabasında tam zamanında yönetim önemli bir adımdır, tam zamanında yönetim modeli, organizasyonlar üzerinde müşteri taleplerinin yoğun zaman baskısının etkili olduğu çözüm arayan yöneticilerin de  bu baskıya etkili zaman kullanma yaklaşımıyla rekabete girerek  örgütlerin yaşamını sürdürmeye çalıştıkları söylenebilir (Ulusoy, 1996, s.102-103).

(Öğr.Gör.Ö.Okan ve H.Seçil  FETTAHLIOĞLU-KSÜ İ.İ.B.F. İşletme Bölümü)

-Devam edecek....

 

1.sayı 2.sayı 3.sayı 4.sayı 5.sayı
6.sayı 7.sayı 8.sayı 9.sayı 10.sayı

 

 

Anasayfa/Eski Sayılar/Sektörden/Kısa-Çeşit/Etkinlikler/Bankalarımız/

E-posta

Reklam Tarifesi/Okuyucu Profili/Abonelik/Künye