![]() ![]() ![]() |
|
|
HİSSE SENEDİ
YATIRIMCILARI
İLE İLGİLİ BİR
ARAŞTIRMA/2
ALIM-SATIM KARARLARI VE HİSSE SENEDİ GETİRİLERİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRME Anketin
5. – 17. soruları ile yatırımcıların
hisse senedi alım satımını etkileyen faktörler ve yatırımcıların hisse
senedinden elde edilen sermaye kazancı ile temettü getirisine karşı tutumları
belirlenmeye çalışılmıştır. Hisse
senedi alım/satım kararı alınırken göz önünde bulundurulan değişikliklerin
önem derecelerine göre dağılımı, Tablo 5’ de verilmiştir. Buna göre,
en önemli faktör siyasi istikrar olarak ortaya çıkmıştır. İkinci
derecede önemli bulunan faktör ise, teknik analiz olmuştur.
Toplam değerler açısından bakıldığında ise, yine en önemli faktör
siyasi istikrar, ikinci önemli faktör teknik analiz ve üçüncü en önemli
faktör ise faiz oranları olarak bulunmuştur. Döviz kurları ise, beklenenin
aksine dördüncü ve beşinci derecede önemli bulunmuştur. Bu
dağılımda görüldüğü gibi, siyasi istikrar, menkul kıymet yatırım
kararlarında, teknik analizden daha önemli bulunmuştur. Yapılan çalışmalar
etkin olmayan sermaye piyasalarında, en uygun yatırım analizinin teknik
analiz olduğunu göstermektedir. Çünkü, etkin olmayan bir piyasada hisse
senedi fiyatları geçmiş döneme ait olan bilgileri bile yansıtmayacak ve böylece
geçmişteki bir takım fiyat hareketlerinin tekrarlanma eğiliminde olacağını
varsayan teknik analiz uygun bir yatırım analizi olacaktır. Bekçioğlu ve
Ada’ nın 1985 yılında yayınlanan çalışmalarında, Türkiye sermaye
piyasasının etkin olmadığı sonucu elde edilmiştir. Balaban, Candemir ve
Kunter, Ocak 1989-Haziran 1995 dönemi için Türkiye’ de hisse senedi piyasasının
yarı-güçlü formda etkinliğini test etmişler ve etkin Pazar hipotezinde önemli
sapmalar olduğunu ortaya koymuşlardır. Bu sonuçlar geçerli kabul edilirse
hisse senedi yatırımcısına teknik analiz önerilmektedir. Yatırımcıların
hisse sendi dışında yatırım yaptıkları araçların önem derecelerine göre
dağılımı tablo 6’ da gösterilmiştir. Hisse senedi dışında en önemli
yatırım aracı repo olurken, bunu döviz izlemiştir. Önem derecelerinin
toplamları dikkate alındığında, birinci ve ikinci sıra aynı kalırken
üçüncü sırayı kamu finansal araçları almıştır. Ülkemizde ilk kez
yabancı bankalar tarafından uygulanan repo, 1980 yılının ikinci yarısından
sonra T.C. Merkez Bankası tarafından açık piyasa sistemlerinde bir kontrol
aracı olarak kullanılmaya başlanmış, SPK’ nın 31 Temmuz 1992 tarihli
tebliği ile de bireysel yatırımcılar tarafından kullanılmaya başlanmıştır.
Özellikle, 1994 yılında yaşanan krizden sonra, döviz ile repo, hisse
senetlerinin en önemli alternatifleri olmuşlardır.
Bulunan sonuçlar da bunu doğrulamaktadır. Şirket
karından pay alma hakkı, şirket yönetimine katılma hakkı, oy kullanma hakkı,
rüçhan hakkı ve şirket faaliyetleri hakkında bilgi edinme hakkı olmak üzere
tüm ortaklık haklarından yararlanma hakkı sağlayan hisse senetlerinin
sahibine sağladığı üç gelir söz konusudur. Bunlar;
Temettü
geliri, Sermaye
kazancı ve Rüçhan
hakkı karşılığında sağlanan gelirdir. Bu
bağlamda, yatırımcılara hangi amaçla hisse senedine yatırım yaptıkları
sorulduğunda; yatırımcıların % 65,6’ sı sermaye kazancı sağlamak amacıyla
hisse senedine yatırım yaptıklarını belirtmişlerdir. Tablo 7’den de görüldüğü
gibi, temettü geliri sağlamak amacıyla hisse senedi alanların oranı sadece,
% 4,9’dur. Temettü dağıtım oranı hisse senedinin nominal değerinin bir yüzdesi
olarak ifade edildiği için nominal olarak yüksek gözükmekte, ancak ödenen
temettü gerçek (reel) anlamda çok düşük kalmaktadır. Görüldüğü gibi
hisse senedine yatırım amaçları içinde temettü geliri önemsiz bir yere
sahip olduğundan, ayrıcalıklı temettü dağıtımına dayanan oydan yoksun
hisse senetleri ülkemizde henüz uygulanmaya başlamamıştır. Oysaki, hisse
senedi piyasasının gelişmiş olduğu ülkelerde, temettü geliri elde etmek
amacıyla, hisse senedine yatırım yapanların oranı oldukça yüksektir.
Bunların başında kurumsal yatırımcılar gelmektedir. Hisse senetleri temettü
geliri elde etmek amacıyla yatırım yapılması hisse senetlerinin daha uzun süre
elde tutulmasını sağlar. Diğer taraftan, sermaye kazancı ön planda tutulduğunda,
bir hisse senedi seansı içinde bile hisse senetlerinin alımı/satımı söz
konusu olur. Bu da, hisse senetlerini kısa dönemli bir yatırım aracına dönüştürür.
Ülkemiz deneyimi de bunun en iyi örneğini oluşturmaktadır. Yatırımcıların
% 76’sı bugüne kadar temettü aldığını, % 24’ü ise hiç temettü
almadığını ifade etmişlerdir (Tablo 8).
Bu yatırımcıların % 84.8’i aldıkları temettünün yetersiz olduğunu
bildirirken, % 15,2’si ise yeterli bulduklarını belirtmişlerdir (Tablo 9). Temettü,
hisse senedi yatırımcısına farklı şekillerde ödenebilmektedir. Nakten
temettü dağıtımı, pay
senedi şeklinde temettü dağıtımı, hisse
senetlerinin nominal değerlerinin azaltılması yoluyla pay senetlerinin
adedinin arttırılması (stock-split) ve şirketin
kendi pay senetlerini satın alarak temettü ödenmesi söz konusu olabilir. TTK’
nun 400. maddesi şirket genel kuruluna, esas sermaye miktarı aynı kalmak üzere
esas sözleşmeyi değiştirerek pay senetlerini nominal değeri daha az olan
pay senetlerine bölme hakkı vermiştir. Ülkemizde genel olmamakla birlikte,
bazı yabancı ortaklı şirketlerin, sermaye artışı, pay senetlerinin bölünmesi
ve pay senedi vererek kar payı dağıtımını bir arada yaptıkları görülmektedir.
Öte yandan, ülkemizde bir anonim şirketin, kendi pay senetlerini alarak,
dolaylı bir şekilde kar payı dağıtılmasına yasal olanak yoktur. Bu
nedenlerle, anket sorusunda son iki seçeneğe yer verilmemiştir. Yatırımcıların
% 47,9’u temettüyü nakit olarak almayı tercih ettiklerini belirtirken, %
51,4’ü ise, hisse senedi olarak almayı tercih ettiklerini belirmişlerdir
(Tablo 10). Temettülerin nakit tutarları yatırımcıları tatmin eder
boyutlarda olmadığı için, sermaye kazancı beklentisi içinde olan yatırımcılar
nakit yerine hisse senedi almayı tercih etmektedirler. Yatrımcıların
% 75’i temettüyü aracı kurumlar vasıtasıyla alırken, % 20,7’si de
bankalar aracılığı ile almaktadır. Yatırımcıların % 4,3’ü ise, kendi
şahsi çabaları ile temettüyü alabilmektedir (Tablo 11).
(Doç.Dr.
Hatice Doğukanlı- Ç.Ü. İkt. ve İd. Bil. Fak. Öğr.Üye.
Yrd.DoçDr.Yıldırım Beyazıt Önal – Ç.Ü. İkt. ve İd. Bil. Fak.
Öğr.Üye. -Devam
Edecek.....
|