![]() ![]() ![]() |
|
|
ARAŞTIRMA
: 2000 YILI SORUNU The
Economist Newspaper Ltd. Arşivi - 19-9-98 1-YALIN
ESASLAR Tüm
endüstriler önemlidir, ancak bunlardan bazıları diğerlerinden daha önemlidir.
İşyerlerinin enerji, su, iletişim, nakil ve finansman gibi şeylere
gereksinimi vardır. Tüm bunlar oransız olarak bir şebekeye bağlıdır ve o
yüzden de güvenirliğin ve devamlılığın
vurgulanmasına yol açar. Örneğin enerji üretiminin yapısı içinde yedek
kapasite payı vardır ve bu şekilde bir jeneratör durduğunda diğeri boşluğu
doldurur. Ancak, şebeke üzerindeki yük emniyet payını aştığı durumda,
bir noktada meydana gelen çökme aşamalı olarak diğerlerine de
ilerleyebilir. Böylece şebekeler riskleri paylaşmada bir yol bulurlar ancak
bu riskleri yaymaya da meyillidirler. İşyerleri
yine orantısız olarak enformasyon teknolojisine de bağlıdırlar. Bunların
2000 yılı problemine karşı hazırlıklarının ne kadar mesafede olduğu ülkeden
ülkeye çok farklı bir şekildedir, ancak geniş anlamda söylersek finansal
alanda oldukça iyi bir mesafe alındığı görülmekte; hava ulaştırması,
haberleşme ve enerji bunu takip etmekte ve bunların da arkasından su işleri
ve yeryüzü taşımacılığı gelmektedir. Enerji
yüzünden, en azından zengin ülkelerde asıl ilgi jeneratörler veya nükleer
santrallardan ziyade şebeke dağılımı üzerindedir. ABD'de Merill Lynch
problemin şu anda bilinenden daha kötü olmasından korkmaktadır: karar
vermek için elde mevcut olan bilgi çok azdır, ve elektrik dağıtım şebekesinin
sorumluluğu rekabetin gelişi yüzünden belirsizleşmiştir. Avrupada, aralarında
elektrik ticareti olan ülkelerde, Avrupa Komisyonu, bazı ülkelerin elektrik
ihracatlarını kapatmaya dayanan olası planlarından korkmaktadır. Su
bile en büyük problem olabilir. Şirketler, tuvaletlerinde su akmayınca işin
duracağını pek çabuk unutuyorlar. Suyun özelleştirildiği yerlerde, işletmeyi
devralanlar genellikle enformasyon teknolojilerini yenilediler, ancak suyun
devlet malı olduğu ülkelerde işletmeciler konunun daha gerisinde
olabilirler. Enerjiye gelince, gömülü sistemler özellikle bir baş ağrısıdır. Bin
yıl virüsü diye adlandırılan şey gerçek anlamda bir virüs olmadığı için
bunu haberleşme ağlarının birbirine bulaştırma riski yoktur. O büyük günde
zengin ülkelerin telefon ana şebekeleri ve telefon şirketleri için bu sıradan
bir gündür. Fakat küçük ya da orta ölçekli şirketler için, ABD'de bile,
durum bu kadar iyi olmayabilir. Federal Communications Commission'dan üye
Michael Powell şöyle demektedir: "Bu tür 1,400 şirket var, bunlardan
bazıları bu konuda yıldızlaşmış durumda iken bazıları hiçbir şey
yapmamaktadır. Enerji
ve su dağıtan şebekelerin aksine haberleşme ağı küreseldir. Bunun anlamı
şudur: zengin ülkelerde bu işi yüklenenlerin dünyanın herhangi bir yerinde
aynı pozisyonda olanlarla iş ilişkileri vardır. Mart ayı içinde ABD Dışişleri
Bakanlığı'nın 113 ülkede yaptığı bir araştırmaya göre bunların yarısından
daha azının 2000 yılı problemine hazır durumda olacağı sanılmaktadır. Uçuş
yapacak mısınız? Havayolu
şirketleri de dünya etrafında neler olduğunu yakından takip ederler. Diğer
endüstrilerden daha yoğun bir şekilde sigortacıların baskısı altındadırlar.
IATA-International Air Transport Association, 1999 yılı ortalarında
potansiyel tehlikeli uçuş sahalarını ve hava alanlarını gösterecek olan
bir "2000 yılının haritası" yayınlamayı planlamaktadır. Resmi
taşımacılar basitçe bunlara engel olacaktır. Uluslar arası uçuşlar göreceli
olarak küçük sayıda iyi organize edilmiş firmalar tarafından yapılır ki
bundan da uluslar arası hava yolculuklarının yeni bin yılın ilk günlerine
erişmede en güvenli yol olduğu anlaşılmalıdır. Bir
süre için bu yine de yavaş ve yetersiz olabilir. Sydney hava alanı kollektif
ilişkiler başkanı Varina Nissen şuna işaret etmektedir: Eğer her uçuş için
bir check-in işlemi manuel olarak yapılırsa bunun için gereken ortalama süre
yoğun saatlerde 20 dakikadan 45 dakikaya kadar sürer. Bu ise terminal binasında,
park alanlarında, bagaj işlemlerinde ve son olarak da varış saatlerinde bir
çok insanın yığılmasına yol açar. Zenginler dünyasının hava yollarının
asıl endişesi bir sürü önemsiz detayları ile birlikte orta gelirli ülkelerdeki
hava trafik kontrolları olabilir: uçuşa yeniden yakıt sağlayabilecekler
mi?, veya mürettebatın konaklamasının faturasını ödeyebilecekler midir? Eğer
öyle değilse bu istikametlere uçuş yapmayacaklardır. Finansal
kurumlar üç ayrı risk türüne maruz kaldıklarını erkenden fark ettiler.
Kendi sistemleri arıza verebilir; para nakleden elektronik sistemler, finansal
enstrümanlar ve enformasyon çalışmayabilir; ve bunların hepsinden de önemlisi,
borrower'ları counterparty kredi riski yaratarak bir karışıklık içine
girebilirler. Bunun anlamı şudur: bankaların sigortacılar ile birlikte diğer
firmaları bir eylemde bulunmaya ikna etmede anahtar rolü vardır. Kamu
kesimi dışındaki bankalar 2000 yılı probleminin çözümüne bu güne kadar
ayırdıkları bütçelerini ilan ettiler. Kabaca hesaplandığında her 1
milyar Dolarlık yatırım için 1 milyon Dolarlık bir harcama yapacaklar.
Finansal kurumların çok güvenilir olmaları sadece enformasyon teknolojisi
konusunda değildir, bunlar aynı zamanda çok sıkı bir şekilde denetim altındadırlar.
Federal Reserve Board’ın bir guvernörü olan Edward Kelley 13,000 finansal
kurumu ziyaret ettikten sonra şunları söyledi: “ %90’ın çok üzerinde
bir kısmı uyum sağlama yönünde, %4-6 arasında kalan kısmı ise olması
gereken yerde değiller ve yoğun bir şekilde izleniyorlar.”
Büyük
bankalar ve finansal kurumlar konuyu ciddiye aldıklarında diğerleri üzerinde
baskı yapmaya başlıyorlar. Böylece küresel finansal iletişim ağı olan
SWIFT tüm dünyada 6,000 civarındaki üyesine birtakım testler empoze ediyor;
Visa 22,000 üye bankayı sadece sistemlerini uyumlu hale getirmeye değil,
ticari ilişkide bulunduğu tüccarların terminalleri, stokları ve üreticilerine
de bakması konusunda zorluyor. Büyük bankalar akranları ile düzenli
anketler yapıyorlar. Üstü kapalı bir şekilde krediyi sınırlayabilecekleri
korkusu olasılıkla mesajın yayılmasında resmi kampanyadan daha da etkili
olmaktadır. Burada,
diğer bir çok alanda olduğu gibi, büyük Amerikan kurumları önde
gitmektedir. Moody’s Investor Services’den Samuel Theodore: “Özellikle
bankalarda menajerler arasındaki enformasyon kültürü Avrupa’dakinden daha
güçlüdür ve dürtü, başka yerlerdekilere göre enformasyon teknolojisi ile
daha çok aşina olan regülatörlerden gelmiştir.” Demektedir. Bu ise büyük
Avrupa bankalarını, Avrupa’daki diğer bankalardan daha erken çalışmaya
başlamak için Amerikan pazarında yer almaya da teşvik etmiştir. Finansda,
büyük bir çökmeden doğabilecek sistemik riskler, merkez bankalarını bir
harekette bulunmaya itmekte olan Bank for International Settlements – Uluslar
arası Takas Bankası’nın dikkatini çekmiştir. Bunların regülatör rolünün
yanında kendi ekonomilerinin menajeri olma rolleri de vardır. Örneğin, hem
Federal Reserve ve hem de Bank of England şöyle karar alıyorlar: eğer yarım
düzine banka günün sonunda hesaplarını göremiyecek olsalar ne yapılmalıdır?
Bunlar, 2000 yılının arifesinde tedirgin bir ekonominin sirkülasyon için ne
kadar ekstra para isteyeceğini de tahmin etmeye çalışmaktadırlar. Şüphesiz
finansal kurumlar 2000 yılı yaklaşırken gizlenecek yer arayacaklar. New
York’taki Capital Market Risk Advisers’ ın risk yönetimi uzmanı Tanya
Beder büyük fon yöneticilerinin yıl sonu ticaretini 15 Aralık itibariyle
durduracaklarını veya en azından yavaşlatacaklarını ummaktadır. Diğerleri
daha şimdiden, verilen borçlar uzerindeki nakit akışlarını “Aralık
ortası-2000 yılı ilk çeyreğinin sonu” periyodunun dışına sürerek
portföylerini yeniden düzenlemektedirler. 2000 sorunundan gelecek olan asıl
ekonomik tehlike onun finansal güven üzerindeki etkisi olacaktır.
|