Ana Sayfa

Eski Sayılar

Sektörden

Kısa-Çeşit

Etkinlikler

Bankalarımız

E-Posta


Reklam Tarifesi

Okuyucu Profili

Abonelik

 

Künye

 


1.sayı 2.sayı 3.sayı 4.sayı 5.sayı
6.sayı 7.sayı 8.sayı 9.sayı 10.sayı

 

E-KOMİSYONCULUK

John R. Engen / BAI-Serbest Yazar

 

Wells Fargo & Co.’nun web sitesi; müşterilerine fatura ödemeleri yapma, fon transferleri yapma ve hatta borçlanma müracaatları yapabilme olanakları tanıyan kolaylıkları ile endüstrinin en iyisi olarak alkış aldı. Ancak, başkan yardımcısı Shelley freeman’ı gerçekten heyecanlandıran ekranın sol alt köşesinde yer alan, San Francisco merkezli bir e-komisyonculuk şirketi olan Wells Trade’e bağlantı kuran ikon olmaktadır.

 

Bu ikonun üzerine tıklamak müşteriyi, E*Trade group ve Charles Schwab & Co.’ya rakip olabilecek bir hisse ticareti ve ful menü fiyat kotaları, haberler ve bilgi dünyasına aktarıyor. Müşteriler için diğer bir kolaylık ise parayı doğrudan Wells’in banka hesabından yatırımlara aktarabilme olanağı. Wells’in internet yatırımları hizmetlerini yöneten Freeman, “Müşteriler, tüm finansal görüntüye hakim olabilecekleri olduğunca pürüzsüz bir yer istiyorlar. Entegre bir yoldan hepsini bir araya getirebilirsek bu müşteri için nirvana (sonsuz huzur ve mutluluk) olur” diyor.

 

Böylesi bir şey bankacıların çoğunun rüyasıdır. Perde arkasında, gerçekten sinerjistik bir tarzda bütünleşen bankacılık ve komisyonculuk hizmetleri işlevsel ve örgütsel zorluklarla doludur. Wells’in gösterdiği gibi, internet teknolojisi bütünleşmiş bir sunumu olanaklı kılmaktadır. Bankalar ve komisyonculuk birimleri arasında bilgi paylaşımındaki sınırlamalar, kurumları maliyeti yüksek kurumsal ve teknik koruma duvarları dikmeye zorluyor. Bu da her iki birim arasındaki çapraz satışları engelliyor.

 

Belki de daha cesaret kırıcı olanı, bankaların e-komisyonculuk partisine geç kalmış olmalarıdır. Schwab, E*Trade ve Fidelity Investments gibi bankasız firmalar şimdiden piyasaya hakim durumdalar ve teknolojilerini ve ürünlerini çok hızlı ve çabucak geliştirmeye devam ediyorlar. Buna yetişmek için gerekli olan yatırım seviyesini ve yönetimsel taahhütleri çok az banka yerine getirebilir.

 

Ancak, mücadele vermeye hazır olan bankalar için e-komisyonculuk uzmanlığının ödülleri tatmin edici olabilir. Böylesi yetenekler güçlü müşteri ilişkilerinde faydalı olabilir, özellikle de daha zengin bölümler arasında. Birçok bankacı ve uzman şuna inanıyorlar: finansal hizmetlerin farklı sektörleri kademeli olarak bir noktada yoğunlaşırlarken, müşteriler bankacılığı ve komisyonculuğu harmanlayabilen hizmet sağlayıcılara yöneleceklerdir.

 

Eğer bankalar bu işi kapamazlarsa, bankasız rakipleri bunu yapacaklardır – banka ürünleri sunarak. Andersen Consulting’den John Weisel, “İnternetteki bankaların uzun vadede müşteri kaybı riski çok büyük boyutlarda. E-komisyonculuğun oyuncuları sadece iyiye ve daha da iyiye gidiyorlar.”

 

Bankalar, e-komisyonculukta rekabet için, internetin yarattığı yüksek ticaret hacmini idare etmek amacıyla sistemlerini kuvvetlendirmelidirler. Bankacılık ve komisyonculuk sunumlarını müşterileri için bir yolla basite indirgemeli, ve bunun yanında pazarlama çabalarını da geliştirmelidirler. Bunu başarmak için ise, hızlı gelişmeyi canlandıracak olan girişimcilik kültürünü geliştirmeye gereksinimleri vardır. Weisel, “Bankalar bunu hızlı adımlarla gerçekleştirmek zorundadırlar” diyor.

 

Stratejik yönlendirmede bir değişim de gerekli olacaktır, ve belki de işin en zor kısmı da budur. Bir çok kurum e-komisyonculuk işine en sonra gelen bir ek iş olarak bakma eğilimindeler, o zaman da haliyle dar bir alanda kendi birimlerinin performansı üzerine odaklanan üretim menajerlerine görev veriyorlar. Bankalar, bu ürün-silo düşüncesinden sıyrılıp işlerini müşteri bölümleri üzerinde organize edene kadar bu e-komisyonculuğu zor giden bir iş olarak göreceklerdir, teknik olarak kendilerini ne kadar ustalaştırsalar da önemli değil.

 

Cambridge’deki Celent communications’un idari başkanı Octavio Marenzi, en yüksek performans için şirket çapında bir orkestrasyonun gerekliliği göz önüne alınırsa, e-komisyonculuk “bankanın en yüksek seviyelerinde ilk öncelikli olarak tanınmalıdır” diyor.

 

İki Cepheli Savaş

 

Bankacılığın e-komisyonculuğa hücum etmesi uzun süreli bir mevduat akışını alternatif yatırımlara offset etme kampanyasının bir kısmıdır. FDIC’e göre (Federal Deposits Insurance Corp. = Federal Mevduat Sigortası Kurumu), 1998 yılı sonunda banka mevduatları, sekiz yıl öncesinin %38 olan rakamına karşın, hane halkının nakde çevrilebilen aktiflerinin ancak %30’unu oluşturdu. Bunun aksine, öz sermaye, tahvil ve yatırım fonlarında yükselme oldu. Bankalar, bu enstrümanların çoğunu komisyonculuk büroları ve yatırım fonu şirketleri gibi banka olmayan kurumlara bırakmak yerine kendileri yönetmek istiyorlar.

 

Toronto merkezli Royal Bank of Canada’nın komisyonculuk birimi olan Action Direct’in başkanı ve CEO’su Michael Bastian, “Günümüzde müşterilerinde tasarruf söz konusu olduğunda kesin bir saplantı vardır. Eğer bankalar daha büyük bir cüzdan paylaşımı istiyorlarsa, müşterilerini finansal hesaplarını kendileri ile konsolide etmede onları yüreklendirecek yeterince atak bir komisyonculuğa gereksinimleri vardır.”

 

Bu, giderek artan bir şekilde on_line olmayı gerektiriyor. U.S. Bancorp Piper Jaffray’in analisti Stephen C. Franco’ya göre, geçen yılın son çeyreği  1.8 milyon adet e-komisyonculuk hesabı açıldığını gördü. Bu tür hesaplarda müşteri aktifleri %35 büyürken, on-line ticaret hacmi bir önceki çeyreğe göre %55 artarak 900 milyar dolara ulaştı. Franco’nun tahminlerine göre 2003’e kadar, 25 milyon civarında Amerikalı on-line ticaret yapacak, neredeyse günümüzdekinin iki misli.

 

Büyümekte olan bu pazara yer vermek için, ülkenin büyük bankalarının çoğu – ve bir sürü küçük banka – bir e-komisyonculuk operasyonu şekillendirmek için acele ediyorlar. Stratejiler farklı. FleetBoston Financial Corp. ve First Union Corp. gibi bazıları komisyonculuktaki ele geçirmelere verdikleri desteği artırdılar. Wells’in de içinde olduğu diğerleri, kendi bünyelerindeki olanakları yapılandırıyorlar. Bir çok küçük kuruluş görünüşte düşman olanlarla ortak iş yapmaya gittiler.

 

Bu ABD bankalarından hiç biri pazar payı tablolarında bir vuruk yapamadılar. U.S. Bancorp Piper Jaffray’e göre; Fidelity’de 3.5 milyon, Schwab’da 3.3 milyon, ve E*Trade’de 1.8 milyon adet hesap varken, Kanada’da Toronto-Dominion Bank’ın sahibi olduğu T-D Waterhouse 1.3 milyon hesapla dördüncü sırada geliyor. FleetBoston’un Quick&Reilly biriminin sadece 86,000 hesabı, Mellon Financial Corp.’a ait Dreyfus’un 44,000 hesabı var. Geçen yıl tüm on-line ticaretin %70’ini ilk beş sıradaki e-komisyoncular icra ettiler.

 

O zaman, eğer maliyeti yüksek teknik becerilerin ve markalama inisiyatiflerinin kazananları belirlemiş olduğu bir işin üst seviyelerine yerleşmek istiyorlarsa, bankaların artık kendileri için biçilmiş bir kaftan olan bir işi olacaktır. Aynı zamanda, pazarlarına zorla girmekte olan banka olmayan rakipleri karşısında iki cepheli bir savaşa girmeye de zorlanacaklardır. Bir yandan, kredi kartı devi Amerikan Express Co., on-line müşterilerine bankacılık ürünleri sunarken, diğer yandan hem E*Trade ve hem de Schwab bu yakınlarda bankacılık birimleri (anılan sırasıyla Telebanc Financial Corp. ve U.S. Trust Corp.) ele geçirdiler. Eski türde komisyonculuk yapan Merill Lynch & Co. bile internete kucak açtı ve şu anda federal-sigortalı nakit yönetimi hesapları satıyor.

 

Tüm bunların ortasında iyi bir haber, bankaların hala yaygın şube ağı gibi bazı rekabetçi avantajlarının bulunmasıdır. Yapılan araştırmalar ısrarla şu noktaya dikkat çekiyor: müşteriler sanal bir teslimatın tamamlanmasında fiziki bir bağlantı noktası arıyorlar. Müşteriler aynı zamanda bankalara diğer finansal hizmet sağlayıcılardan daha da çok güven duyuyorlar ve işleme dayalı hesaplarını finansal yaşamlarının temeli olarak görüyorlar.

 

Gomez Advisors Inc.’in yürüttüğü tahmine göre, en az ayda bir kere Web sitesi kanalıyla bir banka işlemi yaptıran insanların bugün için 5.9 milyon olan sayısı, 2003 yılı sonunu kadar bir patlama yapıp 31.8 milyona ulaşacak. Araştırma sonuçlarına göre, sözde “aktif Web bankaları” nın  %45.5’i finansal etkinliklerini bir banka ile, %13’ü ise bir komisyoncu ile konsolide etmeyi tercih edecek. Lincoln’den finansal hizmetler analisti Chris Musto, “Eğer bankalar, doğru yoldan bu işin arkasına düşerlerse, çok ciddi bir Pazar payı yakalayabilirler,” diyor.

 

Pürüzsüz Deneyim

 

Web trafiğindeki aniden yükselen artış, banka sitelerindeki müşteri ilişkilerini kuvvetlendirecektir. Ancak, bu müşterilerin bankacılık ve sigortacılık hesaplarını tek bir kurumda konsolide ettirmek pürüzsüz bir on-line deneyimi gerektirmektedir. U.S. Bancorp’un başkan yardımcısı ve on-line hizmetler menajeri William Veeneman, müşterilerin kendi bankalarının web sitesine bir kere bağlandıklarında buradan tüm finansal yaşamlarını yönetebilmelerine olanak tanıyacak bir sunumu kafasında canlandırıyor. Böylesi bir sunum; hem komisyonculuk hem de bankacılık hesaplarının bakiye özetlerini, banka ve komisyoncu arasındaki basit transferleri ve finansal hesaplayıcıları kapsıyor.

 

ABD’nin banka menajerleri böyle bir sistemi yapılandırırlarken, 1987’de bankacılık ve diğer finansal hizmetler arasındaki duvarları yıkan Kanada’ya bir bakmaları gerekmektedir. Royal Bank’a ait olan Action Direct 1993’de banka bağlantılı bir ıskonto komisyonculuğu olarak kurulmuş ve 1998 Ocağında ise on-line hizmet vermeye başlamıştır. Bastian’a göre, o zamandan beri şirketin Web sitesine yapılan ziyaretler artarken müşteriler ve hesap bilançoları da artmıştır. Action Direct’in %80’inin banka hesabı vardır, ve tüm komisyonculuk işlemlerinin %20’si bir müşterinin banka hesabından bir transfere ilişkindir. Daha cesaret verici olanı, Action Direct’in kendi başına kâr etmeye başlaması.

 

Bankacılar, e-komisyonculuk içindeki sayısız riskler konusunda net olmalı, bununla birlikte beklentilerini gerçekle uyumlu hale getirmelidirler. Action Direct örneğine rağmen, danışman Weisel bankaların e-komisyonculuktan doğrudan çok para kazanacağından emin değil, çünkü bu hizmet hızlı bir biçimde ticari bir ürün haline geliyor.

 

Gerçek şu ki; kurumlaşmış on-line ticaret firmaları 3-5 yıl arası bir zamanda, Web üzerinde markalı bir e-komisyonculuğun varolması avantajına sahip oluyorlar. Bu bankasızlar, on-line ticarete ilişkin teknik problemlerini çözmede de epeyce bir yol aldılar. Sonuçta bunların kurum kültürleri, geleneksel bankacılıktakinden çok daha fazla hızda hareket eden komisyonculuk dünyasına daha iyi uyuyor. Olasılıkla da bankasızlar, komisyonculuk, yatırım veya sigortacılık ürünlerinin satışında bankacılık ürünlerini Web üzerinden pazarlamada bankalardan daha iyi iş yapacaklardır.

 

Koruma Duvarları

 

Her şeyden önce, komisyonculuk firmaları bankaların kafasını karıştıran bazı gizlilik ve yasa sorunlarına ilişkin konularda üzülmemelidirler. Örneğin, federal-sigortalı mevduat kurumları, FDIC tarafından neyin garanti edilip edilmediği konusunda ayrıntılı açıklayıcı ifadeler ortaya koymak zorundadırlar.

 

Bankalar, müşteri enformasyonu paylaşımı ile bankacılığı ve komisyonculuğu bağlayan operasyonlar üzerindeki çeşitli sınırlamaların sürekli uyuşmazlığa neden olmasına engel olmak için, evin iki yanına da yüksek maliyetli teknik ve örgütsel koruma duvarları inşa etmek zorundadırlar. Örneğin, banka bünyesindeki e-komisyoncular, yönetim guruplarına ayrılmalıdırlar. Birimler, ana firmaca sağlanan herhangi bir hizmet için adil piyasa fiyatları ödemelidirler – ücretsiz hizmetlere veya indirimlere izin verilmemelidir.

 

Böylesi sınırlamalar müşteri dostu görünürlerken, bankaların kafalarında canlandırdıkları pürüzsüz hizmet sunma yeteneklerini kısıtlarlar. Eğer, bir kategoride, bir başka alanda müşterilerinize ürünlerinizi sattıracak olan, zararına satış esasına dayalı bir fiyatlandırmayı kullanamıyorsanız, bir finansal hizmetler süpermarketinin ne faydası olur ki? Bankaların çoğu, düzenleyici ve yasal tuzakların iplerine takılmalarına engel olmak için müşterilerine kendi bankacılık ve komisyonculuk hesaplarını tek-giriş ile gözleme olanağı tanımada isteklidirler. Bu müşteriler, önce bankanın Web sitesine girmek, daha sonra da e-komisyonculuk sitesine tıklamak zorundadırlar.

 

Yasal gerekliliklere ve gizlilik hassasiyetlerine uygun bir şekilde müşteriler hakkında verileri toplamak, çoğu bankacının gözünde e-komisyonculuktaki en çetin engel olmaktadır. FleetBoston’un internet bankacılığı başkanı olan Neal Wolfson, “Müşterilere bütünleşmiş bir görünüm vermek kolay görünüyor, ancak bu çok büyük ve karmaşık bir mücadeledir. Bir yandan güvenlikte ve sahne gerisindeki meydana gelmekte olan tüm diğer şeylerle uğraşırken, bir çok kaynaktan veri çıkartıyoruz” diyor.

 

İşletimle ilgili diğer engel ise zaten yüksek vergilendirilmiş sistemler üzerindeki ekstra taleple başa çıkmaktır. E-komisyonculuk için, lisanslı menkul kıymetler uzmanlarının görevlendirildiği bağımsız müşteri hizmeti operasyonları yapılandırılmalıdır. Ve, tipik bir internet bankacılığı müşterisi ödeme yapmak ya da bakiyesini kontrol etmek için bir siteyi haftada bir ziyaret edebilirken, bir çok on-line yatırımcı sorgulama yapmak, araştırmak, haber ve diğer bilgilere ulaşmak için saatlerce bağlı kalabilir. Eğer bir satış sırasında birkaç saatliğine bile sistem çökerse banka dava edilebilir. Bastian’a göre, “Komisyonculuk bölümü çok dinamiktir. Bankacılar yatırımcıların kullanım sıklığını ve diğer gereksinimlerini anlamak, ve bellekteki komisyonculuk hacmi ile işlevlerini dengelemek zorundadırlar”

 

Bankaların çoğu kendi e-komisyonculuk birimlerini yapılandırmada önemli ilerlemeler kaydettikleri iddiasındalar. Ancak Marenzi’ye göre bankacılık endüstrisi, sistem mimarisi, dağıtıcı seçimi ve yönetimi gözetleme gibi konuların dahil olduğu bir çok cephede sorunlar yaşamaya devam ediyor. Bu arada, yapılan yatırımlara bakılırsa müşteri adaptasyonunu, moral bozucu bir şekilde çok yavaş olmaktadır.

 

Örneğin Fleet Boston, söylenenlere bakılırsa, internet bankacılığı müşterilerini Quick & Reilly adındaki e-komisyonculuk sitesine bağlamada on milyonlarca dolar harcamıştır. Kasım ayı içinde devreye giren bu kombine sunum, tek giriş ile övünüyor (bunu yapabilen birkaç taneden biri) ve müşterilerine bankacılık ve komisyonculuk bakiyelerini aynı sayfa üzerinde gözlemleme olanağı sağlıyor. Bu internet sitesi, analistlerce bankaların e-komisyonculuk arenasındaki en son noktası olarak methedildiğinde, Quick & Reilly sitesini Şubat ayı itibariyle sadece 5,000 banka müşterisi kullanıyordu.

 

Marenzi, e-komisyonculuk operasyonlarının zamanla en azından birkaç bankayı ödüllendireceğini, belki de zirvedeki 100 banka içinde bir düzinesinin organizasyonlarını ve ürün sunumlarını başarıyla uygulayacağını tahmin ediyor ve ekliyor, “Bu, bankalar için yıllardan beridir en iyi müşterilerini çalmakta olan bir işe girişmede muazzam bir fırsattır.”

 

Diğer bir doğa yasası da şu ki, büyük firmalar küçük iş fırsatları karşısında heyecan duymazlar. Bu onların menajerlerinin kötü olduğu anlamına gelmez.  Örneğin, 40 milyon dolarlık bir firmanın %10’luk bir büyümeyi gerçekleştirmesi halinde, bu firmanın gelecek yılda 4 milyon dolarlık yeni bir iş bulmasını gerektirmektedir. Eğer bir firma, kendini yenilemeyi taahhüt ediyorsa, yeniliğe uygun bağlamda yaklaşım göstermek zorundadır. Kısa vadeli kazanç sorunlarını tedavi etmenin aksine yenilik, yeni pazarlarda uzun vadede tutunacak yer bulmak anlamındadır – ve buna böyle bakılması gerekmektedir.

 

1.sayı 2.sayı 3.sayı 4.sayı 5.sayı
6.sayı 7.sayı 8.sayı 9.sayı 10.sayı

 

 

Anasayfa/Eski Sayılar/Sektörden/Kısa-Çeşit/Etkinlikler/Bankalarımız/

E-posta

Reklam Tarifesi/Okuyucu Profili/Abonelik/Künye