Ana Sayfa

Eski Sayılar

Sektörden

Kısa-Çeşit

Etkinlikler

Bankalarımız

E-Posta


Reklam Tarifesi

Okuyucu Profili

Abonelik

 

Künye

 


1.sayı 2.sayı 3.sayı 4.sayı 5.sayı
6.sayı 7.sayı 8.sayı 9.sayı 10.sayı

 

KISA KISA

 

GELECEK NESİL İNTERNET PROJESİ İLERLİYOR

Stephanie Izarek / Fox News

 

Kamuya ait bir kütüphaneyi ziyaret etmeyi ve tarihteki herhangi bir anı sanal olarak yaratan, o anki tarihsel figürlerle etkileşimde bulunabileceğiniz bir standa tele-katılım yapmayı bir hayal edin bakalım. Ya da bir sanal laboratuar düşünün ki dünyanın dört bir tarafından gelen bilim adamları orada işbirliği halinde molekülleri uzaktan yönlendiriyor olsunlar. İşte bu tür senaryoların gerçekleşmesi en çok on yılı alacak.

 

Böyle bir şey nasıl mümkün olabilir? Tabii ki, selefinden daha hızlı ve daha etkin olacak olan gelecek nesil  Internet2 (I2) projesi sayesinde. Ticari reklamlarla kirletilmemiş bir bilgi alış-verişi aracı ile.

 

1996 Ekim’inde; üniversiteler, hükümet ve kurumlar, mevcut internet bant genişliği darboğazını aşacak ve sofistike video akımı, 3-D grafikleri ve had safhada veri paylaşımı gibi gelecek nesil yeni uygulamaları besleyecek ileri düzeyde, deneysel bir ağ olan Internet2 projesini geliştirmek için yola koyuldular. Bu ulusal girişime bugün 170’den fazla akademik kurum ve 50 şirket katılıyor.

 

I2, sadece katılımcılarına sunulan, kapalı ancak bölünmüş IP-tabanlı olmayan bir ağ. Bu ağ ticarileştirilmezken, kurum üyelerinin rolü global internet sayesinde yeni teknolojileri ve uygulamaları yürütmek olacak.

 

I2 Projesi haberleşme direktörü  Greg Wood, “ Günümüzün interneti resmi ve akademik R&D (Araştırma/Geliştirme) aktivitesi olarak ortaya çıktı. Ticarileştiği zaman ise doğası kısa vadede gelişmeye odaklandı, niceliği arttı ama kalitesi artmadı. I2 Projesinin beklentisi, internetin köklerine geri dönmek ve başlangıçtaki yeteneklerinde çarpıcı bir sıçramayı teşvik etmektir - günümüzün ticari dünyasında olanaksız olan şeyler,” diyor.

 

I2 projesinin üniversiteleri şimdiye kadar kendi kampuslarında yıllık 80 milyon dolar tutarında yatırım yaptılar, ve kurumsal üyeler ise projenin hayatta kalması için 30  milyon dolardan fazla yatırım yaptılar. I2 Projesi, halen gelişme safhasında olup, daha becerikli bir “süper ağ” kurulmasına olanak tanıyacak IP version6 (Ipv6), servis kalitesi (QoS) gibi temel teknolojileri test etmektedir.

 

Wood’un ifadesine göre daha hızlı bir ağ ve e-posta, bir yandan dijital kütüphaneler, sanal laboratuarlar, uzaktan-bağımsız öğrenme ve tele-katılım gibi ileri uygulamalara olanak tanırken, diğer yandan her seviyedeki araştırma girişimlerini ve eğitimi destekleyecektir.

 

Gigabit hızında işlem yapacak GigaPOP’lar da söz konusudur ve halen bunlar kampus ve laboratuarlara bağlıdır. Ancak proje ilerlediğinde şehir, eyalet ve bölgesel ağ düzenlerine de bağlanacaktır. Wood’a göre, “Ipv6, komple çalıştırılması ya da ticari olarak uygulanması anlamında güncel olarak hazır olmamasına rağmen, I2 üyeleri gelecek yıl Ipv6’yı kendi aralarında  daha geniş olarak uygulamak için çalışıyorlar.

 

I2’nin bant genişliği, kapasitesi ve hızı ilerideki gelişmelerin anahtarı olacak. I2, geniş bantlı bağlantısı ile gerçek bir dünya laboratuarı gibi çalışacak. I2 Projesi üyeleri, tele-katılım ve sanal gerçeklik gibi şeylerin geniş bir skala üzerinde nasıl şekilleneceği yöntemi ile meşguller. Yakın zamandaki I2 uygulamaları esas olarak eğitim ve araştırma çabalarını destekleyecek ve kaliteli ses ve görüntü yayını getirecek. Halen üye bilim adamları, yeni bir işbirliği düzeyi geliştirerek çok hızlı bir şekilde verilerin paylaşımını, araştırılmasını ve işlenmesini yapabiliyorlar.

 

I2, uzak mesafelerdeki bilim adamları ve öğrencilere materyaller ve nesnelerle nanometre ölçeği düzeyinde etkileşimde bulunabilmelerinin yeni bir yolunu açıyor. Daha şimdiden biyoloji, materyal bilimi, karbon nanotüpleri ve elektrik mühendisliği gibi çalışma alanlarında yeni sonuçlar alınmasına olanak tanımış durumda.

 

Tele-katılım belki de en tutkulu bir uygulama ama oldukça uzakta bir şey. Bu teknoloji, yüksek çözünürlüklü stereo projeksiyon ile 3-D grafikleri çok gerçekçi sanal ortamlar yaratmak için bir araya getiriyor, ve çok yüksek bant genişliği ve zaman gerektiriyor.

 

İNGİLİZLER İNTERNET CASUS MERKEZİ AÇMAYI DÜŞÜNÜYOR

 

İngiltere İçişleri Bakanlığı, e-posta ve şifrelenmiş mesajlar da dahil olmak üzere internet trafiğini gözetleyecek bir kontrol merkezi kurmayı planlıyor. Sunday Times gazetesinin haberine göre bu merkez 25 milyon pounda  mal olacak ve İngiltere’nin giren ve çıkan internet trafiğini gözlemleme erkine sahip olacak ve başlıca internet servis sağlayıcıları bu gizli izleme merkezine donanım linkleri tesis edecekler.

 

Bu merkez (Government Assistance Technical Center), İngiltere’nin iç güvenlik servisi olan MI5 tarafından yönetilecek. Ancak, İçişleri Bakanlığı sözcülerinden biri CNN.com’a verdiği demeçte, bu merkezin yine bakanlığın kontrolü altında bir başka devlet dairesi olan National Criminal Intelligence Service tarafından yönetileceğini açıkladı.

 

İnsan hakları gurupları, başbakan Tony Blair tarafından onaylanan bu plana karşı çıkıyorlar ve hükümetin herhangi birinin ziyaret ettiği her bir web sitesini, bir şüphe kültürünün doğmasına yol açarak, bir uyarı yapmaksızın izleyebileceğini iddia ediyorlar. İçişleri Bakanlığı sözcüsü Peter Hillman bunu yalanlıyor ve dinleme işleminden önce bir uyarı yapılmasına gerek olduğuna işaret ediyor.

 

Bir tartışma noktası da bu merkezin maliyeti. Merkez, İngiltere’deki 400 internet sağlayıcısına birinci yılda 30 milyon pounda mal olacak. Firmalar bu rakama da karşı çıkıyorlar.

 

SONY’DEN DAHA GÜÇLÜ BİR VERİ GÜVENLİĞİ İÇİN PARMAK İZİ TARAYICISI

 

Sony tarafından geliştirilen FIU-700 adındaki kredi kartı büyüklüğünde bir cihaz, kullanıcının parmak izini tespit ettikten sonra onun ağa, bilgisayara veya bireysel uygulamalara girebilmesine izin veriyor. Cihaz, USB portu yardımı ile bir bilgisayara monte edilebiliyor ve Windows 98/2000 ortamlarında çalışıyor.

 

Firmalar, bilgisayarları ve ağları üzerinde depolanmış olan kıymetli verilerini korumak için daha yüksek güvenirliğe gereksinim duyarken, bu yeni parmak izi cihazı; parmak izleri, retina ve ses örnekleri gibi fiziksel karakteristikleri kullanan biometrik ölçümlerin hız kazanmakta olduğunun en son göstergesidir.

 

Sony, geliştirmiş olduğu cihazın yüksek seviyelerde güvenliği gerektiren e-ticaret, sağlık sigortası, avukatlık firmaları ve savunma sanayii müteahhitliği gibi sektörlere hitap ettiğini belirtiyor. Sony başkan yardımcısı Andre Mougis, “Sony, bu teknoloji için, özellikle de e-ticaret, internet ve kurumsal güvenlik alanlarında olmak üzere, kısa ya da uzun vadeli bir çok uygulama tasarlıyor” diyor. Ancak, kurumsal ihtiyaçların çoğu için parolaların halâ yeterince güvenlik sağladığı göz önüne alındığında, analistlerin bu gün için bu tür bir kusursuz teknolojiye ihtiyaç duyulup duyulmadığı konusunda soruları var. Biometri ile kayıp yada çalınmış parolalara ilişkin diğer kurumsal problemler de çözülüyor.

 

Microsoft’un, Mayıs ayı başlarında yaptığı bir açıklama ile windows işletim sisteminin gelecek versiyonlarında  biyometrik güvenliği destekleyeceğini açıklaması, bir yazılımcı firma tarafından biyometrik güvenlik sistemlerine kucak açılmasının ilk belirgin hareketi oluyor.

 

Sony, yaptığı açıklama ile I/O Software ve Entrust Technologies adlı firmalarla, parmak izi belirleyicisi cihazı için güvenlik uygulamaları geliştirme konusunda çalışmalar yapmakta olduğunu belitti. Windows kullanıcılarının, parmak izi ve diğer fiziksel karakteristikler veya geleneksel parola ile kendi kimliklerinin belirlenmesi konularında tercih hakları olacak.

 

Sony’den yapılan açıklamada, FIU700 sisteminin daha önceki versiyonlardan çok daha güvenli olduğu belirtiliyor, çünkü parmak izleri hacker’ların ulaşabileceği bir ağ üzerine değil, doğrudan parmak izi cihazının üzerine kaydediliyor.

 

ANALİSTLER E-TİCARET FİRMALARI İÇİN ZOR BİR GELECEK GÖRÜYORLAR

Erich Luening ve Melanie Austria Farmer / CNET News.com

 

Yakın zamana kadar e-ticaret sektörü, internette ilk işe başlayanlar ve yatırımcılar için kaybetmesi söz konusu olmayan olan bir girişim olarak görülüyordu. Bir sürü yeni firma piyasaya döküldü ve araştırmacılara göre bunların değeri 2004 yılı itibariyle 2.7 – 7.3 trilyon dolar arasında olacak.

 

B2B girişimlerinin endüstriyel ve ticari kalemler için on-line piyasalar oluşturma beklentisi var. Uzman yazılımlar satan ve on-line değişimler teklif eden firmalar; iş maliyetlerinin azaltılması, bu sayede kârların artırılması, yeni ve daha da ekonomik ve de sağlam yatırım olasılıkları konusunda ümit veriyorlar.

 

Ancak geçtiğimiz ayda bu firmalardan bazılarının hisse fiyatları, bir bakıma tüketici e-ticaret piyasasındaki yavaşlamayı yansıtarak, çöktü. E-ticaret yazılımları üreticisi firmalar olan Ariba ve Commerce One, Mart ayı başlarından bu yana milyarlarca değer kaybına uğradı. Bazı analistler, önümüzdeki aylarda küçük şirketlerin konsolidasyonu ile birlikte, şirketlerin piyasa fiyatlarının değer kaybına uğrayacağını tahmin ediyorlar.

 

Giga Information gurubunun analisti Andrew Bartels, “Hiç şüphe yok ki B2B hisse balonunun havası kaçtı. Balonun havasını alan gerçek şuydu: balon hatalı olan varsayımlar tarafından şişirilmişti” diyor. Ve öyle görünüyor ki, genelde bu şirketler milyarlarca dolar bazında bir kârlılığı başaramayacaklar.

 

New York merkezli Jacob Asset Management’in analisti Michael Dubrow’a göre, “Geçen yazdan beri, B2B oldukça güçlü bir performans gösteren bir sektör oldu,  ancak şimdi yatırımcılar değerlendirmeyi tekrar düşünürlerken konsolidasyon ve bir geri çekilme görüyoruz. Uzun süre destekten yoksun kalacaklarını sanmıyorum, ama yatırımcılar iş modelleri aracılığı ile biraz çekiş gücü görmek isteyeceklerdir.”

 

Analistler, başlangıç firmaları piyasayı kalabalıklaştırıyorken borsalarda bir konsalidasyon beklentisi olacağına dair bir ikazda bulunuyorlar. General Motors, Sears Roebuck ve DuPont gibi kurumlaşmış firmaların yakın zamandaki ağırlıklarını e-iş’e koyma hareketleri başlangıçtaki firmaların harcayacak bol parası olan yapısal firmalarca sıkıştırılacağına dair korkuları artırmış bulunuyor.

 

Piyasa araştırmaları yapan Technomic firmasının sahibi Donald Goodwin, küçük firmaların önünde sonunda Ford Motor, DaimlerChrysler ve GM gibi otomobil üreticilerinin malzeme zincirini hedefleyen yeni kurulmuş mega siteler tarafından yutulacağına işaret ediyor. Goodwin’in söylediğine göre, kârlılık yaratma ve onu çabucak büyütme konusunda iş partnerlerine baskı yapılırken, onlar olasılıkla alt kategorilerden oluşan ve piyasanın belirli bölümlerine odaklanan mega siteler şekillendireceklerdir.

 

Technomic’in yaklaşımı, endüstrinin diğer analistleri tarafından belirli bir yere kadar paylaşılmaktadır, fakat ne zaman bir silkeleme (konsolidasyon sonucu piyasa dışına itilme) olacağına dair bir anlaşmazlık vardır. Forrester Research analisti Laurie Orlov ise kritik bir yığılma olacağını sanmadığını ve yakın zamanda bir silkeleme olmayacağını söylüyor - para tükenmediği sürece.

 

E-ticaret piyasası işinin hızlı büyümesi, mülti milyar dolarlık bu endüstrinin kontrolüne dair ihtiyacı duyulan ve keskin uyuşmazlıklara yol açabilecek olan olası hükümet düzenlemeleri hakkında endişeleri de artırmış bulunuyor.

 

Kehanetler berbat olmamakla birlikte Giga, B2B hisselerinde kısa vadeli kazanç fırsatının geçtiğini müşterilerine ikaz ediyor. Sağlam kâr beklentileri halâ gerçekçi, ancak sektörde bir ara görülen mega kârlar olasılıkla gerçekleşmeyecek.

 

Giga’dan Bartels ise, bir sakinleşme olmasına rağmen, bu firmaların çoğunun kârlı olmaya devam edeceklerini söylüyor.

 

INTERNET ÜZERİNDEN MESAJ GÖNDERİMİNDE SWIFT BENZERİ YENİ YÖNTEM

 

Netic.com adlı bir İngiliz firması (www.netic.com), tıpkı SWIFT gibi oldukça güvenli ve ağ üzerinde haberleşmeye olanak veren yeni bir ağ  hizmeti paketini kullanıma açtı.

 

SWIFT (Secure Worldwide International Funds Transfer), bankaların, aralarında aynı gün içinde para transferi yapmak için tüm dünyada kullandıkları “güvenli uluslar arası fon transferi yöntemi” olarak biliniyor.

 

Para, SWIFT işlemi altındayken aslında hemen el değiştirmiyor, ancak ödemeler garanti ediliyor çünkü SWIFT, üye bankalar arasında güvenli ve geri çevrilemez mesajlar iletiyor.

 

Netik.com, ürünleri olan xNetik InterLink hizmetinin, internet-rotalı mesajlarda benzer güvenlik seviyeleri sunmayı hedeflediğini söylüyor. Yine şirketin öne sürdüğüne göre; yüksek-hacimli, mesaj iletim garantili, hem store-and-forward ve hem de interaktif modlarda çalışabilen bu hizmeti kullanmak, onu pazarda eşsiz bir konuma getiriyor.

 

Teknik anlamda xNetic InterLink; hem yapılandırılmış hem de yapılandırılmamış mesajların, SWIFT (ISO 15022 ve onun türevleri), XML (Extended Markup Language), Fix (Federal Internet Exchange), EDIFact (Electronic Data Interchange) ve benzeri formatlarda işlenmesine olanak tanıyor.

 

ALMAN ŞİRKETLERİNİN ÇOĞUNLUĞU, E-İŞ’TE 2005’DEN SONRA SIÇRAMA OLACAĞINI UMUYOR

 

Danışmanlık firması Arthur D. Little tarafından yapılmış olan bir araştırmaya göre, Alman firmalarının; %80’inin e-iş’in onlara rekabetçi bir avantaj sağladığına inanmalarına, %75’inin e-iş’i geliştirmedikleri takdirde dezavantajlı duruma düşmüş olmaktan korkmalarına rağmen, sadece %25’inin formüle edilmiş e-iş stratejileri var.

 

Bilgi teknolojileri, elektrik mühendisliği, fabrika yapımı ve kimya gibi çeşitli endüstri alanlarındaki 350 üst düzey yönetici arasında yürütülen bu araştırma şunu göteriyor ki, şirketlerin çoğunluğu e-iş’i kendi kurumlarına entegre etmenin ilk aşamalarında bulunuyorlar.

 

Ankete katılanların %75’i şirketlerinin bir web sitesine sahip olduğunu, %50’si müşterileri ile e-mail yardımıyla haberleştiklerini, sadece %17’si internet üzerinden gerçek satış yaptıklarını söylediler.

 

Ankete katılanların büyük bir çoğunluğu, kendi e-iş aktivitelerinin geliştirilmesi konusunda epeyce çok zamanlarının var olduğuna inandıklarını, %71’i 2005 yılı sonrasına kadar e-iş’in bir sıçrama yapacağına inanmıyorlar. Araştırmanın sahibi Arthur D. Little, bu görüşe karşı çıkıyor ve değişimin herkesin beklediğinden daha çabuk gerçekleşeceğine dikkat çekiyor. Araştırma firması, Almanya’nın işin farkında olmasının giderek arttığına inanıyor, ve ülkenin yıl sonuna kadar ABD’nin bugün geldiği noktaya geleceği kehanetinde bulunuyor.

 

ATM KULLANICILARI RAHATLIK İÇİN PRİM ÖDEDİKLERİNİN FARKINDALAR

 

Kendi finansal kurumlarına ait olmayan ATM’leri kullanan ve ek ücret – ya da konfor ücreti- ödemiş olan tüketicilerin çoğu, nakit para çekme rahatlığı için ödemiş oldukları bu ücretin farkında olduklarını söylüyorlar. Bu anlayışa dayalı olarak, tüketiciler davranışlarını değiştirmiş durumdalar ve artık nakit alırlarken ne olduğundan haberdar oldukları seçimleri yapıyorlar. Bunlar, Dove Consulting Inc. ve Analytica Inc. firmalarının yapmış oldukları, ATM kartı kullanımı ile ilgili ücretlere ilişkin tüketici tutum ve davranışlarını araştıran yeni bir araştırma projesinin anahtar bulguları arasında yer alıyor.

 

ABD’nin önde gelen elektronik fon transferi ağı olan Pulse® EFT’nin isteğiyle Dove Consulting Inc. tarafından yapılması istenen araştırmanın bulgularına göre, araştırmaya katılan tüketicilerin %86’sı verilen hizmetler için bazı durumlarda ödemiş oldukları ek ücretler hakkında kendilerine tatmin edici bilgi verildiğini söylemişlerdir.

 

Çalışma, tüketici davranışlarını değerlendirmek için, bu tür ödemelerin hemen hemen on yıldır uygulandığı Pulse’ın asıl hizmet alanındaki yedi eyalette, 700 ATM kartı kullanıcısı arasında yapıldı. Bu tür bir araştırma ABD’de ilk defa yapıldı, çünkü bu araştırma sonuçlarına dayanılarak Pulse’nın ek ücret tahsil etmeye devam etmesi yönünde mahkeme kararı alındı. Dove Consulting’in direktörü Tony Hayes, “Bu çalışmanın sonuçları açıkça gösteriyor ki, ATM kullanımına ilişkin Pazar iyi işliyor. Herhangi bir zamanda ve herhangi bir yerde nakit para bulma rahatlığı için ücret ödeyen ATM kullanıcıları, bu ek ücret ödemesini ne için yaptıklarının farkındalar.Aynı zamanda, bu ücreti ödemek istemeyen kart kullanıcıları kendileri için daha başka opsiyonlar olduğunu da biliyor ve buna göre davranışlarını değiştiriyorlar”

 

ATM donanımlarının, yapılan işlem için gerekli olan konfor ücreti ya da ek masraf hakkında bilgileri ekranlarından yansıtması da gerekiyor. Bunun dışında, bu ek ücretler ekranlardan yansıtıldığında, müşterilerin işlemden vazgeçebilme olanağı da olmalıdır. ATM kartları müşterilere verilmeden önce, bu kartların kendilerine ait olmayan kurumların ATM’lerinde kullanılması durumunda kart sahibinin ek ücret ödemek zorunda olabileceği kendisine açıklanıyor. Genel olarak, kart sahipleri kartlarını almış oldukları kurumun ATM’lerinden işlem yaptıklarında bir ek ücret ödemiyorlar.

 

Yapılan araştırmanın diğer bulguları ise şöyle:

 

  • Son 14 günde ek ücret ödemiş olanların %96’sı, ATM ücret açıklamalarının yeterli olduğunu belirttiler.
  • Ankete katılanların yaklaşık %80’i, son 14 gün içinde ek ücret ödemediklerini belirttiler.
  • Ankete katılanların yaklaşık %59’u, satış noktası terminallerinden ek ücret ödemeksizin nakit alabileceklerini biliyorlar, üçte birinden fazlası ise bu opsiyondan yararlanmışlar.

 

Pulse’ın CEO’su Stan Paur, yapılan bu son araştırmanın, ülke ya da eyalet seviyesinde, ilave açıklayıcı prosedür gerektiren veya ek ücretleri sınırlayan veya yasaklayan bir yasanın ya da düzenlemenin gereksiz ve haksız olduğu tezini güçlendirdiğini söylemektedir.

 

Pulse, 2.100’ün üzerinde bankaya; kredi, tasarruf ve borçlandırma kuruluşlarına dokuz eyalette (Alabama, Arkansas, Colorado, Loisiana, Mississippi, New Mexico, Oklahoma, Tennesse ve Texas) temel/birincil hizmet veren bir EFT paylaşım ağı. Bu ağ, 50 eyaletteki 46,000 ATM ve 236,000 PULSE®PAY satış noktası terminali ile bir ayda 45 milyondan fazla işlem gerçekleştiriyor. Daha fazla bilgi için: www.pulse-eft.com

 

NAKİTSİZ YAŞAYAN TOPLUM YAKINDA

 

Visa International için Audits and Surveys Worldwide tarafından Mart ayı içinde yapılan bir araştırmaya göre, uluslar arası yolcuların %43’ü nakit paranın ve çeklerin olmadığı, ve ödemelerin sadece plastik kartlarla yapıldığı bir yaşantıyı hayal edebildiklerini söylüyorlar, %18’lik bir kısım ise nakit ödemelerin çoktan tarihe karıştığına inanıyorlar.Araştırmanın yapıldığı dokuz ülkeden Brezilyalılar nakitsiz bir topluma doğru gidildiğine en çok inananlar (%63), bunu Kanadalılar (%52), İngilizler (%43), Almanlar (%43), ve Japonlar (%43) takip ediyorlar. Halen kullanmakta oldukları madeni ve kâğıt paraları terk etme konusunda daha az iyimser olanlar ise Avustralyalılar (%22), Amerikalılar (%27), Mısırlılar (%39), ve Birleşik Arap Emirlikleri (%39) şeklinde sıralanıyor.

 

Ankete katılan,  sık sık küresel yolculuklarda bulunan 700’ün üzerindeki yolcu, ceplerinde 100 dolardan daha az bir parayla yolculuk ettiklerini, çünkü Visa gibi ödeme kartlarının daha uygun (%67), daha emniyetli (%67), ve nakit para ya da çeklere göre kaybedilmesi durumunda yenisinin temin edilmesinin daha kolay (%64) olduğunu söylüyorlar. Avustralyalılar ve Amerikalılar daha az nakit para taşımanın daha uygun bir davranış olduğundan ve 80-100 dolar arası nakit paranın yeterli olacağından eminler. Brezilya, Japonya ve Orta Doğu ülkelerinin yolcuları cüzdanlarında biraz daha fazla para bulundurmak istiyorlar ve 200-300 dolar arası bir paranın yeterli olacağına inanıyorlar.

 

Endüstrinin başta gelen yayınlarından Trawel Weekly’nin genel yayın yönetmeni Nadine Godwin, “Araştırma, dikkate değer bir tutum değişikliğini sergiliyor. Günümüzün her yerde bulunan ödeme kartları ile yolculuklar çok daha rahat – büyük miktarlarda nakit para ile yolculuk yaptığımız durumlardaki zorlukları unutmak şimdi daha kolay” diyor.

 

Uluslar arası yolculuk etmekte olanların ödemelerdeki tercihleri nakit ödemenin yerini plastik kartların aldığını açıkça gösteriyor. Araştırma kapsamındakilerin %80’i otel ödemeleri için bu kartları kullanırlarken, uçak bileti alanların oranı %75, araba kiralayanlarınki %71, lokantalara ödeme yapanlarınki %58, ve alış-veriş yapanlarınki ise %63 oldu.

 

ŞAHISLAR ARASI ÖDEMELER INTERNET ÜZERİNDE

 

PayPal.com’un inanılmaz yükselişinden sonra, eBay ve CheckFree Holdings gibi firmalar da kullanıcılara tanıdıkları kişilerin e-posta gelen-kutularına (in-box) para ışınlamaya olanak tanıyan on-line ödeme sistemleri devreye sokmaktalar ya da bu tür sistemler üzerinde çalışıyorlar.

 

Pay.Pal.com’un kayıtlı kullanıcıları artık herhangi bir kimsenin e-posta adresine gönderdikleri bir on-line form üzerinde sadece paranın miktarını yazarak ödeme yapabiliyorlar. E-posta adrese ulaştığında, yapılması gereken ödeme gönderenin kredi kartı ya da banka hesabından düşülüyor.

 

Bu arada domain name pazarını elinde tutan firmalar da harekete geçmiş durumdalar. Bu yeni P2P (person-to-person – kişiden kişiye) hizmetinin gelecek dalga firmaları olasılıkla CashTransport.com, cashViaEmail.com, ve P2Pcash.com olacaklar. Çünkü, MyEdentity.com bu ve buna benzer yeni domain isimlerini satılmak üzere pazara sundu bile. MyEdentity.com’un başkanı John Kohnfelder, “Kredi kartı ağını e-posta ile birleştirmek fantastik bir kavram ve dijital imza yasasının kabulü ile bu işin güvenliği de yalınlaştırılacak. Bizim sunduğumuz ve konuya ilişkin domain isimleri arasında DigitallySigned.com ve SignSecurity.com gibi isimler de var,” diyor.

 

ON-LINE BANKACILIK NE KADAR KULLANILACAK?

 

Angus Reid Group ve Royal Bank of Canada tarafından yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre, önümüzdeki 12 ay içinde ABD’deki internet kullanıcılarının %12’si büyük bir olasılıkla internet bankacılığını kullanacaklar. Bu, her 5 Amerikalı internet kullanıcısından birinin bu denemeyi yapacağı anlamına geliyor. Araştırma, sadece ABD pazarının (halen 50 milyon olan kullanıcı sayısının yaklaşık yarısı), müthiş ve çetin bir pazarın varlığını sürdürmeyi devam ettireceğini gösteriyor.

 

Ancak bu dev rakamlara rağmen, dünyanın diğer katılımcıları ile karşılaştırıldığında, ABD’li internet kullanıcılarının bu işe kayıtsız kaldıkları görülüyor. Önümüzdeki 12 ay içinde ABD’deki internet kullanıcılarının %12’si büyük bir olasılıkla internet bankacılığını kullanacaklarını beyan etmişlerken, %46 ile Güney Afrika’lı kullanıcıların en istekli durumda oldukları ortaya çıkmaktadır. Bu oran, Almanya’da %42, İsveçte %33’dür. En isteksiz görünenler ise %2’lik oranlarıyla Mısır ve Rusya’dır.

 

Angus Reid’in ABD haricinde 33 ülkede yaptığı bu “Web’in Yüzü” çalışmasının bir parçası olan araştırması türünün en kapsamlısı olarak kabul ediliyor. Bu araştırma, Kasım-Aralık 1999 ve Ocak 2000 aylarında, 30 ülkenin internet kullanıcıları ile ve 34 ülkenin genel tüketicileri ile toplam 28,374 kişinin katılımıyla yapıldı.

 

Araştırmanın diğer bulgularına göre, Amerikalı kullanıcıların onda biri gelecekte diğer on-line ticaret veya yatırım işlerine girişecekler. Rakam, Kanada için aşağı-yukarı aynı iken, Güney Kore için %18, Singapur için %14, ve Almanya için %14 olmuştur.

 

MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ VE KÂR ARASINDAKİ İLİŞKİ VAR

 

Firmalar, müşterilerinin beklentilerini karşılayabilmek için bireysel müşterilere bağlı farklı hizmet seviyeleri belirlemek zorunda olduklarını anlıyorlar. Müşteri bölümlemesi üzerine yapılan son çalışmalardan biri, müşteri memnuniyetindeki %20’lik bir artışın müşteri bağlılığında %5’lik, ve kârlılıkta ise %20’lik bir artış getiriyor. Best Practices, LLC tarafından yapılmış olan farklılaştırılmış hizmet seviyeleri çalışması, firmaların müşteri hizmeti programları aracılığıyla sipariş tekrarı yapan müşterilerden nasıl büyük bir başarı elde ettiklerini ortaya koyuyor.

 

Best Practices, LLC tarafından yapılmış olan, “Müşteri Memnuniyetini Artırma ve Farklılaştırılmış Hizmet Seviyeleri Aracılığıyla Müşteri Tutma” adlı çalışma; müşteri ihtiyaçlarını anlama, bu ihtiyaçlara hitap edecek hizmetlerin tasarımını yapma, ve müşteri tutma stratejileri geliştirme için pürüzsüz bir zemin oluşturmanın önemini ortaya koyuyor.

 

Yukarıda adı geçen bu çalışma, American Express, Xerox, Citibank, ve AT&T gibi firmalın kullandığı ve yüksek müşteri memnuniyetini elde etmeyi başardıkları, 75 sayfa tutan kullanıma hazır pratikleri şekillendiriyor. Temel strateji elemanları aşağıdakileri kapsıyor:

 

  • Müşteri Bölümü İhtiyaçlarını Anlamak: Güncel olan ya da ortaya çıkacak müşteri beklentilerini yakalayabilmek için çoklu “dinleme postaları” kullanıyor.
  • Müşterilerin İhtiyaçlarına ve Önemlerine Hitap Etmek İçin Hizmet Tasarımı Yapmak: Dünyanın en iyi firmaları,  farklı müşteri bölümleri için yeni hizmet sunumları şekillendiriyorlar.
  • Müşteri Tutma Stratejileri Geliştirmek: Hizmet ulaştırma yöntemlerindeki başarısız noktaları belirlemek için performans ölçüm sistemlerini kullanıyor.

 

MOTOROLA VE MASTERCARD M-TİCARETE DESTEK VERİYOR

 

MasterCard ve Motorola, Inc., m-ticaretin (m-commerce = mobil-ticaret, alış-verişlerin ve finansal işlemlerin kablosuz internet cihazları üzerinden yapılması) gelecekteki e-ticareti temsil ettiğine inanıyorlar. Bunu desteklemek içinse iki firma dünya çapında bir işbirliğine gidiyorlar. Motorola ve MasterCard, halen devam etmekte olan araştırma ve geliştirme projeleri ile işbirliğine giderek, MasterCard’ın elektronik ödeme sistemleri ile Motorola’nın kablosuz internet cihazları ve platformları arasındaki “aralarında çalışabilirliği” sağlamanın yollarını araştırıyorlar. İki firma, temel üyeleri oldukları GMCIG (Global Mobile Commerce Interoperability Group) girişimlerini destekleyen yeni nesil m-ticaret teknolojilerini geliştirmeyi planlıyorlar. Bu işbirliği, aynı zamanda ortak pazarlama etkinlikleri vasıtasıyla tüketicilere m-ticaretin yararlarını tanıtmak için birkaç anahtar girişimi de kapsıyor.

 

Motorola’nın MasterCard ile olan bu işbirliği, Motorola’ya MasterCard’ın üyesi olan 22,000 finansal kurumla çalışma olanağı tanıyacak. Sonuç olarak, Motorola halen mevcut olan kablosuz internet cihazları ve platformlarındaki becerilerinin ve işlevselliklerinin artmasını umuyor.

 

GMCIG, MasterCard ve Eoropay’in kablosuz ödeme modelleri alanındaki ilk katkılarının bir evrimi olarak 2000 haziranında kuruldu. GMCIG, katılımcılarına güvenli kablosuz ödeme standartlarını geliştirmeleri için küresel ve açık bir örgüt sunuyor. Örgüt, ağ operatörleri, cihaz üreticileri, mobil teknolojisi ve içeriği sağlayıcıları, finansal kurumlar ve diğer küresel ödeme kurumları gibi piyasanın tüm oyuncularının katkılarını da araştırıyor.

 

AĞ “KOKLAYICI”

 

Ağ koklayıcısı olarak anılan eEye™ Digital Security firmasının Iris™ adlı ürünü, sizin ağınızda neler olup bittiğini basit bir tuş dokunuşu ile önünüze getiriyor. Iris, piyasanın ilk ağ trafiği analiz edicisi ve BT personelinin ağda olup biteni izleyebilmeleri için geliştirilmiş. Benzerlerinin dışında, bu ürünün sahip olduğu entegre teknoloji, kullanılması ve anlaşılması kolay olan bir formatta ağ trafiğini bulgulara dayalı olarak izlemeye olanak tanıyor.

 

Şu anda beta formatında olan Iris, yeni nesil ağ protokolü analiz edicisi veya “koklayıcı” olarak anılıyor ve ağ yöneticisine daha önce görülmemiş bir kolaylıkla herhangi bir ağ kullanıcısını yakalama ve onun adımlarını izleme olanağı tanıyor. Hem gelen, hem de giden işlemler trafiğini gözlemleyebilen bu ürün komple sistem bekçisi fonksiyonuna sahip.

 

Kurumun ağına bir saldırı olduğunda, koruma duvarları ağ kullanıcısını durumdan haberdar ediyor. Böylece bir saldırı tamamlanmamış ve şifre çözülmemiş oluyor. Iris, her bir tuş darbesinin ve hareketin bulgularına dayanarak ağa saldırıda bulunanların izlerini buluyor. Kolaylıkla ve etkin bir şekilde bu kritik önemi olan bilgilerin ayrıntılarına inen BT personeli, zaman tasarrufu yapabiliyor.

 

Ağ yöneticisi, tek tuş darbesiyle ağ kullanıcıları hakkındaki ayrıntılı bilgiye ulaşabiliyor, firma güvenliği ve bireysel özelliklerin uyuşup uyuşmadığını belirlemek için kurum personelinin web-arama örneklerini gözleyebileceği otomatik bir ekran kurabiliyor.

 

E-İŞ PARA AKLIYOR

Reuters

 

Sahtekârlığı önleme konusundaki uzmanlardan birinin yapmış olduğu açıklamaya göre Internet, e-işyerleri sayesinde suçlulara para aklayabilmeleri için yeni fırsatlar yaratıyor.

 

Londra’daki eski dedektiflerden biri, Rowan Bosworth-Davies, “sıcak para” ya yakın addedilen finansal merkezlerin kara listesinin yayınlanması ile ortaya çıkan vergi kaçırma sığınaklarına karşı Avrupa Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) son kampanyasından övgüyle söz ediyor. Ancak, e-işyerinin “aklayıcı” lara yeni bir sığınak ve daha kolay bir geçiş yolu sunduğunu da söylüyor.

 

OECD, 15 Temmuz’da Avrupa’dan Karayip ve Güney Pasifik’e kadar uzanan, vergi kaçakçılarına paranın kaynağını sormama politikası uygulayıp banka hesabı açma suçu işleyen 35 bölgenin adını verdi. Bir yıl içerisinde bu vergi sığınağı durumundakiler yollarını değiştirmezlerse müeyyidelerin uygulanacağına dair uyarıldılar.

 

Bosworth-Davies, “OECD’nin bunu yapması kaçınılmazdı. Finansal kurumlar para aklanmasının önlenmesine çok az destek veriyorlar. OECD ve FATF (Financial Action Task Force = Finansal Eylem Görev Gücü), konuyu daha geniş bir biçimde ele alıyorlar – bu konu sadece suçla ilgili değil. Al Capone bir vergi memuru tarafından mıhlanmıştı,” diyor ve bu kurumlarca işaret edilen birkaç ülkenin yakında bazı vergi değişikliklerini yaşayacağını  söylüyor.

 

FATF, para aklamaya karşı işbirliğine yanaşmayacağı kabul edilen 15 vergi kaçırma sığınağı ülkenin kara listesini yayınladı. Bilgi teknolojisi ve internet bu sorunun üstesinden geldiler, ancak internet üzerindeki kirli parayı ayırt edebilmek bir yazılım gerektiriyor.

 

Şimdi konumu Unisys’in para aklama karşıtı yazılımları için özel danışmanlık olan Bosworth-Davies, “e-işyerinde müşterinin kim olduğunu belirleyebilmek büyük bir sorundur. Internet çok büyük bir risk getiriyor. Finansal piyasalar para aklanması için daima kolay bir yol sunmuşlardır. Zararına hisse al-sat. Para aklama kârlılık aramaz,” diyor.

 

Bosworth-Davies, şüpheli para hareketini belirleyebilmek için bankacılık işlemlerini gözleyebilecek bir yazılımın gerektiğinin önemle üzerinde duruyor.

 

OECD, vergi kaçırma sığınaklarını sözde vergili veya vergiden muaf olanlar diye sınıflandırıyor. Bunlar ya alenen, ya da dolaylı yoldan kendilerini yabancılar için onların yatırımları ortaya çıktığı zaman garip sorularla karşılaşmayacakları yerler olarak lanse ediyorlar.

 

Bosworth-Davies, “Suçlu para daima bir vergi rotası izler. Vergi kanalları ona sözde bir saygınlık sunar. Kirli para da bu yolu takip eder, ve hiç kimsenin farkı anlama yeteneği yoktur,” diyor.

 

 

 

1.sayı 2.sayı 3.sayı 4.sayı 5.sayı
6.sayı 7.sayı 8.sayı 9.sayı 10.sayı

 

 

Anasayfa/Eski Sayılar/Sektörden/Kısa-Çeşit/Etkinlikler/Bankalarımız/

E-posta

Reklam Tarifesi/Okuyucu Profili/Abonelik/Künye